Levlâ

Levlâ
@levla_
ŞAŞIRDIM KALDIM İŞTE Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla, Bâzan sessiz sedasız, ipekten kanatlarla, Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla, Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla, Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla, Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla, Baş başa kalıyorum sonunda heyhatlarla, Sözde senden kaçıyorum doludizgin atlarla... Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle, Öldür bendeki beni, sonra dirilt kendinle, Çarpsan karasevdayı en azından yüz binle, Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle. Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle, Ama her defasında geri döndüm seninle. Hangi düğüm çözülür nazla, sitemle, kinle? Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle... Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n’emsin? Bazan kız kardeşimsin, bazan öp öz annemsin, Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin, Eksilmeyen çilemsin, Orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin, Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin, Çaresizim, çaremsin. Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n’emsin?
Şiir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
GERİ GELEN MEKTUP Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu. Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan, Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse… Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım; Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım. Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın, Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın, Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin! Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden, Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden… Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı, Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı. Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu! Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu! Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı, Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.
Şiir
SİTARE “Çeşmek Be-zen Sitare Ezmen Mekon Kenâre” Nerden çıktın karşıma böyle Sitare Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde Kirpiklerin yüreğime batıyor Telaşlı bir kalabalığın ortasında Ayaküstü konuşuyoruz Nedimin nigehban nergisleri gibi Üstümüzde bütün nazarlar Çok utanıyorum Sitare Dün oturup hesap ettim Sen doğduğun zaman Ben bir askeri mektepte talebeymişim Sen bilmezsin Sitare Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu Her akşam dokuzda yat borusu çalardı Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı Bir derin uykuya atardım kendimi Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum Gözlerin mi daha sıcak gülüyor Yoksa dudakların mı anlayamıyorum Seninle konuşurken Sitare
Şiir
Sonsuza Dek Sophie
Gözleriniz madam. Gözlerinize bakıyorum da sanki bir yangın yeri. Yüzünüz talan edilmiş bir imparatorluktan kalmış gibi. Bir şair oturmuş o iki kaşın arasına, tüten dumana ve akan kana bakmaksızın, aldırmaksızın patlayan bombalara, şiir söylüyor gibi. Aslında aşktır en çetin meydan muharebesi. Siz koşuştururken lise bahçelerinde, dilinizde Goethe'den yarım yamalak ezberlenmiş iki dize ve deri ceketinize yaslanmış yürürken yağmurda, bir şairdim ben kalbini büyüten dumanlı odalarda. Benim kalbim dumanlı odalarda büyüdü madam, yalan yok! Yalan asla olmayacak; çünkü aşk, üstümüze serpiştirip kaçan o yağmur, bir gün sizi de ıslatacak. Bir gün siz de hüzünle bakacaksınız kalbimin içine, orada yenilmiş bir şarklıyı göreceksiniz. Biz şarklılar, yani Allah'a inananlar, oruç tutanlar ve asla konuşamayacakları kızlara aşklananlar; hep yenildik. Farklı mağlubiyetlerden kuruldu bizim tarihimiz. ''Diyorum ki, vaktiniz varsa bu akşam...'' Bizim yüzümüz kızarır madam, söylemeyiz. Biz uzaktan sevmelerde birinciyiz. Genç kızlara başlarımızı çevirip bir bakmayız, bir bakarsak, usulca elimizden kayarak, parçalanır kristal gençliğimiz. Biz kristal gençleriz madam, kolayca tuz buz oluruz! ''Eve gitsem daha iyi...'' İyi de benim o darmadağın halimi bırakıp nereye... Her gece saatlerce alıştırma yapıp da, bir tek veda (sevda) sözü fısıldayamamanın sıkıntısını... Aşksızlıktan solan bu cismi terk edip nereye gidiyorsunuz madam? Merdivenlerde peşinizden koşup da, isminizi haykıramamayı, size bakarken; derin bir acıyla kıvrandığımı fark etmeden, nereye ha? Sophie, Rosemary, Ayşegül. Onun için üç isim seçmişti. Yukarıdaki satırlara baktı ve “-Ben bunun âlâsını lise yıllarında yazdıydım” diyerek iç geçirdi. Fakat nâlet olası o duygu yakasına yapıştığına göre, bir kez daha aynı sözcükleri
Edebiyat