Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitap temel iki bölümden meydana geliyor.
-Birinci Bölüm: Ordu Sağlık Birimi eski görevlisi Doktor John H. Watson’ın anılarının baskısıdır.
Adından da anlaşılabileceği üzre bu bölümde Doktor Watson’un defterini okuyoruz. Bir askerî doktor olan Watson, Afganistan’daki görevinden sonra sakatlanan ve izne ayrılan Watson, Londra’da kalacak bir yer aramaktadır. Bir tanıdığı vasıtası ile kaderin bir cilvesi olarak aynı anda ev aramakta olan Sherlock Holmes isimli bey ile tanışarak ev arkadaşı olur. Çabucak anlaşarak Baker Sokağı’ndaki 221B numaralı odaya yerleşirler. Watson bir süre sonra (işsiz bulunmasının da etkisi olarak) bu garip arkadaşına bir merak duymaya başlar. “Çıkarımbilimcisi” ve yardımcı dedektif olarak çalışan bu arkadaşı ile yeni maceralara atılacaktır.
İlk kısımda peş peşe işlenmiş iki cinayetten bahsediliyor. Daha sonra kitabı hatırlamak istersem diye kendim için cinayetlere dair anahtar kelimler bırakacağım: yüzük, kırmızı yüz, arabacı, uzun boy, sarhoş, kaban, RACHE.
-İkinci Bölüm: Azizler Diyarı
İlk bölüm Sherlock Holmes’un cinayetleri çözmesi ve “artık bana istediğinizi sorabilirsiniz” demesi ile sona eriyor. Bu bölüme apayrı bir hikâye ile başlıyoruz. Yine kendim icin anahtar kelimeler bırakacağım: çöl, Mormonlar, John Ferriee ve kızı Lucy Ferrier, tarikat, evlilik, yüzük, katil Jefferson Hope.
Basit ve keyifli bir okuma oldu benim için. Uzun zaman önce Sherlock Holmes okumaya bu kitapla başlamam gerekiyordu lâkin yeni okuyabildim. Abim benim için sahaftan almış idi bu kitabı. İkinci kısım tabii “Sherlock nerede?” demek ile başlasa da ilk iki sayfa sonrası onu da okumak keyifliydi bence. En keyifli kısım ise Sherlock’un cinayetler hakkındaki çıkarımlarının sonuca bağlanarak açıklandığı son kısımdı. Epeydir ağır edebiyat okuduğumdan basit bir dili
Ana karakterin sosyolojik normlara karşı yabancılaşmasını yazar o kadar güzel işlemiş ki, epey sinirlendim okurken. Karakterin dünya düzeninden soyutlaşmış zihni ve duyguları, beni de karaktere karşı uzaklaştırdı. Daha az önce bitirmiş olmama rağmen adını hatırlamıyor oluşum bu sebepledir, umarsızlık geliştirdim. Genel akışı pek beğenmesem de son kısmı epey beğendim. Özellikle peder ile konuşması, kendi içerisindeki son çatışması karakterin en ilgi çekici anı idi. Bir İdam Mahkûmunun Son Günü kitabında gördüğümüz idam yasasını sorgulamak durumu burada da oldukça net. Kişinin idamına karar veren kimseler için “Herkes gibi çamaşır değiştiren insanlar” tanımı oldukça hoşuma gitti. Tanrıya inancı olmayan karakterimiz aslında burada biraz Tanrı sorgusu yapmıyor muydu?
İdam kararına karşı tepkisi ve buna sebep olanın kendi eylemleri olduğunu bilmesinin, sosyolojik normlara kayıtsızlığının bir getirisi olduğunu hissettim. Yine de bu kayıtsızlık hâlinde bir beis var idi. Papaz ile olan konuşması bunu gösteriyor. Nitekim bayılarak okudum denemez ama kitaba saygı duydum. Artık açıkça bu tür kitapları okumayı sevmiyorum, beni sinirlendiriyor ve çok daha fazla düşünmeye itiyorlar. Böyle zamanlarda, “keşke fantastik kurgu okuyaydım!..” derken buluyorum kendimi, artık gerçekten bu düşünceler silsilesinin beni yorduğunu hissediyorum.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma