Oysa bu eve ilk geldiğimde nasıl da kararlıydım. Sabahları erkenden kalkacak, önce biraz jimnastik, ardından kahvaltı, sonra kitap… İki ay boyunca uygulamıştım bu programı. İkinci ayın sonunda bir sabah canım yataktan çıkmayı istemedi.
Ahmet Ümit’in bu kitabında 80’li yıllara dönerek, 12 Eylül darbesine direnen insanların gerçek yaşamlarından öyküleri okuyoruz.
Kitap toplamda 9 hikayeden meydana geliyor.
Bir sol örgüte bağlı olarak çalışan Sinan’ın hikâyesi en uzunuydu ve en hoşuma gideni de o oldu. Takip edildiği paranoyası ile aklından geçen düşünceler, 0lüm korkusu ve tedirginliğini yazar çok güzel anlatmış.
Gökyüzünde Yıldız Olmak ise beni ağlatan hikâyeydi. Belki ben de gökyüzünü, yıldızları izlemeyi pek sevdiğimdendir. Bir an çıkıp gökyüzüne bakarsam, orada bir tanıdığı; Rasim Amca’yı görebileceğime inandım. Bu hikâyede yazar ayrıca İstiklal Mahkemeleri’nin kulağını çınlatıyor. Kalan hikâyeleri pek severek, ilgiyle okuduğumu söyleyemem. Fazla yarıda kalmış hissettiriyorlar.
Bir düşünce, bir ülke tasarısı. Yalnız bir isim olarak kalmayıp yazılmasından sonra bir tür hâline gelerek, edebiyatta yeni bir alan açan kitap. İş Bankası Yayınları’ndan okuduğum için memnunum. Mine Urgan hanımefendinin kitap ve Thomas More hakkındaki incelemesini okumak, bakış açımı genişleterek kitabı farklı yorumlamama önayak oldu.
Utopia, bir eşitlik ülkesi. Herkesin birbirine saygılı olduğu, ortak mülkiyet anlayışına sahip bir ülke. Değerli madenlerin değersiz olduğu, evlilik ve boşanmaların “gerçek anlamda” şartlar gerektiğince gerçekleştiği, savaşın barbarlık kabul edildiği ve her şeyden evvel Utopiali vatandaşların iyiliğinin ön planda tutulduğu bir ülke. More’un hayatını okumak kitabı okumaktan bile keyifliydi açıkçası. Onun Utopia hakkındaki düşüncelerini, Utopia’sını oluştururkenki zihniyetini anlamaya çalıştım. Kitapta bahsi geçen “Her Devrin Adamı” filmini izleyeceğim. Umarım ileride More’dan daha fazla çeviri okuyabiliriz.
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,7bin okunma