O on yıl, on ay gibi geçti. Zira, tüm hayatını tek bir âna sığdırmış biri için, zamanın hiçbir anlamı yoktur. En derin acıyı çektiğinizde, bir daha hiçbir şey sizi acıtamaz. En yoğun duyguları attığınızda, bir daha hiçbir şey sizi harekete geçiremez.
"Sana bir şey söyleyeyim mi? Gece yatakta, uyumadan önce, hayal kurmak için izin verirdim kendime. Ve kısa anlar adına, zafer, aşk, coşku düşlerinde kaybolur, mutlu olurdum... Ama artık kendimi güçlü kılacak hayaller bulamıyorum."
"Biliyor musun, o benim kalbimi ne zaman kırsa ağlarım ama ağlarken hep ona sarılırım. Kalbimi kıran adam ve beni teselli eden adam hep aynı kişiydi. Şu an o adam benden on iki saat uzakta."
"Belki kalbini kıran adam on iki saat uzakta olabilir ama seni teselli edecek adamı on iki saat uzakta arama. Çünkü o burada yanı başında."
"Ağlamadan gülmenin degerini bilemezsin. Tekrar bir araya geldikten sonra yine üzüleceksem eğer, ben bu riski alıyorum. Belki de tek ihtiyacımız, kendimize ait bir balondur. "