Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
10/10 5/5
Ne söyleyeceğimi, yoruma nasıl başlayacağımı bilmiyorum, şu anda. Benim için her anlamda duygusal bir okuma oldu. Öncelikle serinin son kitabına gelmiş olmak, veda etmek cidden zordu. Harry'i çok seviyorum. O gerçekten de bizden biri gibi diğer çoğu yan karakteri de çok seviyorum. Hogwarts'ı, Godric's Hallow'u, Hogsmeade'i, Kovuk'u, King Cross'u... çok seviyorum. Bu yüzden seriye veda etmek gerçekten zor oldu ve bu yorumu yazarken bile gözlerim doluyor.
Bunların yanında Harry Potter evreni kesinlikle dördüncü kitapla birlikte karanlık bir eraya girdi. Artık sadece bir çocuk kitabı olmaktan çıkmıştı ve biz bunu Voldemort'un geri dönüşüyle, Cedric Diggory'nin korkunç ölümüyle deneyimlemiş olduk. Cedric'in ölümü, bir kapıyı araladı. O başı çekti; serinin devamındaki her kitapta ölenler için kapıyı tuttu. Sirius, Dobby, Albus Dumbledore, Fred, Remus, Tonks, Alastor Moody, Hedwig... Yazara çok kızgınım! Evet, bir savaşta iki taraf da kayıp verecekti. Ama bu kayıplar neden hep iyi taraftan verildi? Her ölümü bir şekilde anlayabilsem de Hedwig'in, Sirius'un ve özellikle Fred'in ölümünü mantığıma sığdıramıyorum.
Gözyaşları içinde geçen bir 700 sayfa... Rowling'e ne kadar kızgınsam, filmin yapımcı, yönetmen ve senaristlerine de o kadar kızgınım. Harry Potter, belli ki filmciler ve Rowling için yalnızca para getirecek bir kaynak olarak görülmüş ve serinin hiçbir kitabına bağlı kalınmadan, saygısızca, bir pazarlama unsuru gibi seyirciye sunulmuş. 7 kitap boyunca filmde olmayan yüzlerce şey sunmak mümkün. Onlarca değil; yüzlerce! Anneme, okuduğum detayları her anlattığımda bana şunu söylüyordu: "Senaristler bence kitabı okumamış. Kitaplar güzel sattı, filmler de güzler gider, iyi para kazanırız, demişler ve öyle işlerine geldiği gibi