Puan vermedi·103 syf.··
2026 13. kitabı
Bir içimlik şiir okumak isterseniz tam da oradasınız. kanatsız düş bulutsuz gök kanadım yok kanadı kırık kuş olsam umudum olur kanadım yok sende kırık düş olsam incinir kırılırım saranım yok bir sevdaya düş olsam düşerim kanadım kırılır kanadım yok kuş olsam kanadım olsa düşsem kanadım kırılsa saranım yok bu bulutsuz gökte ben kuş olmak istemem yalanım yok
Kafesli Kuş SesiLeyla Gültekin Çoruh · Genya Yayınları · 20123 okunma
8/10
·544 syf.··
2026 49. kitabı
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim. . . Bu kitap ilk çıktığında okumayan kimse kalmadı ben hariç o yorumlar okuma isteğimi aşırı yükseltti kesinlikle okumam lazım diye düşünüyordum yazardan daha önce kitap okumamıştım ama yayinevini çok seviyorum bütün kitapları aşırı iyi. Ben bu kitapla ilgili aşırı kendimi yükselttiğim için biraz şaşırdım kitap ağır bir kitap kurgusu ağır sizler nasıl bir günde okuduğunuzu söylediniz ben anlamadım ben 5 günde okudum sindirerek okunacak bir kitap. Hadi gelin biraz kitabın konusuna bakalım. Gurur Leyla Farah Kitabımız Gurur ve Leyla arasında geçiyor diyebiliriz. Farah babasının düşmanları tarafından kaçırılmış ve sonrada kendini hiç toplayamamis psikolojisi bozuk biridir. Gurur ise anne ve babasını kaybetmiş biridir. İkisinin ortak noktası acı. Kitapta çok fazla karakter var bu beni biraz yordu ama seri devam ediyormuş ona da fırsat verip bu kitabı tekrar okuycam her kitabın okunma dönemi vardır belki de ona denk gelmedi ama bu kitabı seven çok kişi var. Yazarin kalemini beğendim ve sevdim güzeldi. Kitabın kapağı içinde yer alan çizimler aşırı iyiydi çok beğendim.
Sarkaç 1Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20251,025 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·222 syf.··
2026 13. kitabı
"Dervişler, olaylardan çok olayların ardındaki gerçeğe ve esrara eğilirler. Yani faturayı başkalarına kesip tatmin olmayı tercih etmezler başkalarını suçlamazlar. 1925'ten önce dervişlik tasavvuf hayatının içinde olan erbabın bir kısmı kalemi bıraktı, sohbetle yetindi. Bir kısmı sohbeti terk etti, yazıp çizmeyi görev bildi. Bir kısmı da hiçbir alanla ilgilenmedi. 1930'lu 40'lı yıllarda yıllarla birlikte matbuat aleminde yeni bir nesil göründü bu asrın başında yetişen Gönül adamlarından feyz alan ve tasavvufi kültürün içinde yetişen insanlar: Mesela Abdülhakim Arvasi'nin yanında Necip Fazıl. Abdülaziz Bekkine'nin yanında Nurettin Topçu, Ahmet Remzi Akyürek ile Sadettin Evrin. Kenan rifai ile Semiha Ayverdi. Bu insanlar Şeyh olmamalarına rağmen eserlerinin temel örgüsü tasavvufi neşve ile örülmüştü. Bu şahsiyetler; hikaye, roman, deneme, şiir, hatırat, fikriyat türü eserler de kaleme alsalar aşk merkezli bir hayatı anlatıyorlardı. Tasavvuf merkezli bir tefekkürü topluma sunuyorlardı, ahlak merkezli bir dünyanın hasretini çekiyorlardı. İnsanın bâtıni şifresine hitap ediyorlardı. Başka bir ifade ile dergahlarda anlatılan tasavvufi kültürü Yeni bir tarz ve usulle insanları arz ediyorlardı. Bu alanın en velut yani doğurgan, üretken abide şahsiyetlerinden biri de Samiha Ayverdi idi. Ilk baskısı 80 sene önce yapılan Yaşayan Ölü eseri Leyla'dan Seniye ye Seniye'den Leyla'ya yazılan mektuplarla, insanların ruh fotoğrafları çekilmektedir. Aristokrat bir ailede büyüyen Kibirli ve şımarık bir öğretmenin Leyla'nın hayatı etrafında şekillenen roman ismini tasavvufi eğitim için kullanılan ve insanın tekamülünü anlatan ölmeden önce ölmek hikmetinden almaktadır. Tasavvuf klasiklerinde açıklanan terimler bu eserde bir roman üslubu ile insana aktarılmıştır." Mustafa Kara Hocanın
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009625 okunma
Bir Mimoza Masalı
Puan vermedi·640 syf.··
2026 13. kitabı
Herkese merhabaa Nabersinizzz? Kitap yorumuma başlamadan önce bu kitabın ikinci kitap olduğunu ve bundan dolayı spoiler olabileceğini belirtmek isterim. İlk kitapta aileleri yüzünden yarım kalmak zorunda olan Liza ve Poyraz’ın lise aşkına şahit olmuştuk. On yıldır değişmeyen tek şeyleri belki de aşklarıdır. İnsan ne kadar da geçmişini geride bırakmak istese de geçmiş her daim peşindedir. Tıpkı karakterlerimiz gibi. Liza ne kadar iyileşmek istese de ailesi sınırlarını bir o kadar aşmakta. Ama Liza artık ne güçsüz genç bir kız ne de yalnız. Yanında Poyraz’ı vardır. Birlikte kaybolan yıllarının intikamını almak için savaşmaya hazırlardır. Ama bu intikam arzusu mutluluklarına engel olabilir mi? Poyraz aşkının intikamı için uğraşırken bir yandan da babalık duygusunu karakterine işliyordur. Talya, onun biriciği, biricik kızı. Doğdukları ailede göremediği sıcacık sevgiyi oluştukları ailede görmekteler Liza ve Poyraz. Aile demişken Liza’nın annesinin o dipsiz bucaksız nefreti, o dondurucu soğukluktaki sevgisizliğini de öğreniyoruz bu kitabı okurken. Yağız ve Leyla… Onların sevgi dili “atışmak” olsa gerek. Okurken onları yüzümde hep bir tebessüm. Leyla ve Yağız’ın o tatlı hallerine şahit olmak, kitabı okurken bana çok iyi geldi. Yazarımız 640 sayfalık kitabı öyle bir kurgulanmış ki su gibi akıyor yani sayfa sayısı asla sizi korkutmasın. Kaleminin akıcı olması özellikle reading slump sürecindeyken çok iyi geliyor şahsen bende öyleydi. Finalini de mükemmel yapmış tıpkı ilk kitaptaki gibi. Tavsiye ederim ve bu arada dipnot olarak şunu demeliyim ki Poyraz karakteri kitap karakteridir gerçek hayatta aramayınız.(bu kendime bir hatırlatma daha çok.)
Bir Mimoza Masalı - Kuzey RüzgârıAlmina · Parola Yayınları · 202571 okunma
10/10
·272 syf.··
2021 20. kitabı
Leyla ile Mecnun romanı, sadece bir televizyon dizisinin kitaba uyarlanması değil; "o geminin bir gün geleceğine" inanan, mahalle kültürünü, dostluğu ve karşılıksız sevmeyi hayatının merkezine koyan herkes için yazılmış hüzünlü bir elveda mektubudur.
Leyla ile MecnunBurak Aksak · Küsurat Yayınları · 201817,6bin okunma
Puan vermedi
İnsan En Çok Hangi Çilesini Yarım Bırakır? Ayşegül Genç'in Çile Kırgını romanını bitirdikten sonra zihnimde dönüp duran soru buydu. Aslında kitabı okumaya başlamadan önce de bu sorunun etrafında dolaşıyormuşum , sonradan fark ettim. Çünkü beni önce hikâye değil, kitabın adı yakalamıştı. Bir gün tevafuk olarak öğrendiğim bir bilgi, kapağın üzerindeki iki kelimeyi bambaşka bir yere taşıdı gözümde. Tasavvufta kırk günlük çileyi tamamlayamayıp yarıda bırakanlara "çile kırgını" deniliyormuş. Bu bilgiyi okuduğum an duyduğum hayret ve merak en az on kat artmıştı. Hatta uzun zamandır kitap hakkında kapsamlı bir inceleme yazmak istiyordum ama bir türlü nasip olmadı. İçimde kaldı. -tam inceleme olmasa da bir şeyler yazayım dedim- Şimdi dönüp bakınca bunun da kitabın ruhuna uygun olduğunu düşünüyorum. Çünkü bazı kitaplar okunur ve biter ; bazıları ise insanın içinde yaşamaya devam eder. Çile Kırgını benim için ikinci türden bir kitaptı. Ne kadar eski bir kavram olsa da ne kadar bugüne ait aslında. Biraz dürüst olsak hepimiz bir tarafımızla çile kırgını değil miyiz? Tam değişeceğimiz yerde yoruluyor, tam kendimizle yüzleşeceğimiz yerde başka tarafa bakıyoruz. Kendimizi tanımaya niyet ediyoruz ama gördüklerimiz hoşumuza gitmeyince geri çekiliyoruz. Oysa insanın meselesi sadece kendini bulmak değil ; bulduktan sonra o insanla ne yapacağını bilmektir. Zaaflarını, korkularını, eksiklerini gördükten sonra da yürümeye devam edebilmektir. Belki de kâmil insan olma yolculuğu kusursuz olmaya çalışmak değil, kusurlarından kaçmadan yaşayabilmektir. Bu yüzden "çile kırgını" sözü bana yarım bırakılmış bir çileden çok, yarım bırakılmış nice insanı hatırlatıyor. Çünkü insanın en uzun yolculuğu dünyada değil, kendi içinde çıktığı ve çoğu zaman yarıda bırakmaya meylettiği o
Çile KırgınıAyşegül Genç · İz Yayıncılık · 2020202 okunma