Huzursuzluktan, yürek çarpıntısından, sevgisizlikten, sevgisizlikten yıkılıp gidecek bir gün; bir su kıyısına düşecek yüzüstü, içim yanıyor, sevgisizlikten, sevgisizlikten, en çok bundan ölecek, çünkü söyledi bana: “Bu düzenin verdiği her nimetten nefret ediyorum.” dedi.
Sayfa 71 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Kimin kumaşındansın peki?
Leyla Erbil'in. Gerçi tam da sayılmam. Başka malzemeler de karışmış bana. Leyla Erbil'in sert bir kumaşı var, daha keskin, daha devrimci. Tabii her yazarın kumaşı kendine özgüdür, ancak ruh ortaklığından söz edebiliriz.
Kendi hikayesine daha bağlı bir dili var onun. Sen başka hikayelere de gidebiliyorsun.
Evet, o kendinden çıkarak yazmış. Ben kendinden çıkarak yazan bir yazar değilim. Toplayıcıyım ben, dışarıdan alırım hikayeyi. Bence iki tür yazar var. Bazısı kendi içindeki malzemeyi çoğaltır, üretir. Bazısı dışarıdan malzeme alır. Ben malzemeyi dışarıda görürüm, yakalarım bir şekilde, çaldığım kapının arkasından hikaye çıkar.
Leyla Erbil'in yanına başka bir isim koyabilir misin? Kumaşına karışan öteki yazarlar kimler?
Hepimiz birkaç tür kumaştan biçildik aslına bakarsan, aynı paltolardan çıktık. Tanpınar en geniş olanıydı, sonra Oğuz Atay.
Fekat
Hepimiz
Umutsuzluktan mı
Öfkeden mi
Yoksulluktan mı
Hiçbir vakit olmadığımız kadar
Birbirimizi sever olmuştuk
İmparatorluktan kalma
Bu soylu mahalledeki
Aristokratlar
Sanarak kendimizi
Ki tam o sırada gorgo’ya ölüm diye
Bağıranları da
Susanları da topladı polis
Bir daha haber alınamadı onlardan
Öldürüldüler diye bildik
Sayfa 32 - T.İş bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu