"Bir kadın, hayatındaki yıkımlardan saklanmaya çalışabilir, ama kanama(hayat enerjisinin kaybolması), yok edicinin neden orada olduğunu anlayana ve onu denetim altına alana kadar sürecektir."
"Yüzyıllar boyunca kapılar hem taş hem de odundan yapılmıştır. Bazı kültürlerde taşın ya da odunun ruhunun kapıda alıkonulduğu düşünülür ve bu saklı ruhtan odanın koruyuculuğunu yapması istenirdi. Uzun yıllar önce mezarlarda evlerden daha fazla kapı vardı ve bizzat 'kapı' imgesinin kendisi, içeride tinsel değeri olan ya da içeride kapalı tutulması gereken bir şey bulunduğunu gösteriyordu."
Birçok kadın Mavisakal masalını harfi harfine yaşamıştır. Henüz yok ediciler konusunda safdilken evlenen bu kadınlar, hayatlarına yıkım getiren birini seçerler. Bu kişiyi sevgiyle "iyileştirme"ye kararlıdırlar. Bu şekilde "evcilik oynar"lar. Vakitlerinin büyük bir kısmını "sakalı aslında o kadar da mavi değil" diyerek geçirdikleri söylenebilir.
"Yok edici bir kişi çoğunlukla kadının yaratıcı özsuyunu çalar, onu kendi zevkine ya da kullanımına ayırır, kadını solmuş, ne olup bittiğini anlamaz bir halde bırakır, bu arada kendisi daha da pembeleşip güçlenir. Yok edici kişi, aklına, düş gücüne, yüreğine, cinselliğine ya da her neyse, ona bir sifon bağlanmış olduğunu algılamaması için, kadının içgüdülerine kulak vermemesini arzular."
"Çöl, hayatın çok yoğunlaştığı bir yerdir. Canlıların kökleri son su tanesine bile tutunur ve çiçekler sadece sabahları erkenden ve öğleden sonraları da geç saatlerde görünerek bu nemi biriktirir. Çölde hayat küçük, ama muhteşemdir ve olup bitenlerin çoğu yeraltında süregider. Birçok kadının hayatı da buna benzer."