"Güneş senin şevkinle aklını kaybedip deli divane olmuş, her akşam yüzünü kara balçığa bulama da.
Ayda senin için yanmış, erimiş, incelmiş; her ay hayrete kapılmış, siperini terk etmiş. Deniz coşkunla taşmış, kabarmış, etekleri ıslak ama dudakları kurumuş Kalmış. Dağın yüzlerce zor geçti yolda takatsiz kalmış, yarı beline kadar çamura balçığa saplanmış.
Ateş, senin arzunla ateş özelliğini almış, ızdıraptan bu şekilde baş kaldırmış.
Rüzgar, sensiz, başsız, ayaksız kalmış, eli boş, yel ölçmeye koyulmuş.
Su varlığını kaybedip senin aşkınla kendinden geçmiş. Toprak, mahallende çaresiz kalmış, kendini yitirmiş, acze kapılmış.
Ne kadar anlatayım ki seni,vasfa sığmazsın. Nasıl yapayım marifetim buna yetmez ki!
Ey gönül, eğer onu talep ediyorsan, yola düş; önüne arkana bak ve uyanık ol.(c.c)"