Bazan geceleri -herkesin yaşadığı söylenen- bir yalnızlığa kapılıyordum. O zaman bir deftere bir şeyler çiziyordum, evet ağladığım da oluyordu ama onu yeniden görmek, bütün bunları silmek, geriye doğru silmek demekti benim için.
Kişi yaşamını ve kendini yine kendiyle paylaşacak denli çoğul değil ama. Yaşamın karşısında, dünyanın, sınırları derece derece çizilmiş o uzayyuvarlağın genişliği karşısında ben ya da bir başkası nasıl varolabilir ki tek başına?
...ne olur bırak beni gideyim, bir daha hiç gelmeyeceğini bile bile her küçük sesle irkilerek, başkalarının zillerine kapımı açarak seni beklemeyeyim. Çünkü bir düşte bazan, hatır gönül bilir bir eski dost gibi "Ne iyi ettin de geldin." diyorsun beni görünce. Ama söyleme, bir düşte bile söyleme bunu.