Bir olmamışlık var ama ne?
4/10
Aylar sonra kitap okumaya dönmenin sevinci içindeyken yarım kalan okuma serüvenime dark romance bir kitapla devam edeyim dedim. Dedim ama keşke demeseymişim, yurtdışı ve yurtiçi bookstagramlar tarafından poh pohlanan bir kitap olduğu ilk sayfalardan belli oldu. Gençler, siz ya hacker temalı dark romance okumadınız ya da heyecanınızı kaybettiniz. Hacker var diye sevindim ama okuduğum kadarıyla sapık takipçilik dışında bir oyun göremedim. Öyle ki o kadar planlı ve sistemli bir hacker ki çok güzel oyunlar çıkabilirdi ondan ama ne yazık ki tam bir baştan savma olmuş. Gelelim dark romance kısmına; karanlık romantizmden kasıt travmatik çocukluksa tamamım ama bu durum dark romance olmaya yetmez. Kızımız Aly travmatoloji hemşiresi ama... anası boş. Oğlumuz Josh hacker ama... anası boş. Kısaca, kurgu çok güzel bir yere gidebilecekken, libido ve şehvetlerine delicesine kapılmış iki şaşkından başka bir şey çıkmamış ortaya. Kaslara, maskeye ve fanteziye ilgiliyseniz okey ama ben bunların yanında konu isterim, serim, düğüm isterim derseniz o yok. Olmadığı için yarım bıraktığımdan sebep çözümü var mı onu da bilmiyorum. Benim için sınıfta kalmasa da vasatın bir üstü bir kurgu ne yazık ki. Not; aşırı travmatik unsurlar var. 18 yaş altı okumamalı, +20 / +25 belki okur ama onun üstü yaşı da o satırlar kesmez. Hele ki dark romance seveni hiç sanmam. Dikkatli okunmalı...
Düşünce
Işıklar SöndüğündeNavessa Allen · İndigo Kitap · 2025582 okunma
Puan vermedi·78 syf.··
2026 8. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 22:49
Sigmund Freud – Haz İlkesinin Ötesinde (Özet ve Analiz) Sigmund Freud’un Haz İlkesinin Ötesinde adlı eseri, psikanaliz kuramında önemli bir dönüm noktasıdır. Freud bu eserinde insan davranışlarının yalnızca haz elde etme ve acıdan kaçınma ilkesiyle açıklanamayacağını göstermeye çalışır. Kitabın başlangıcında Freud, insanların ve özellikle travma yaşamış bireylerin hoş olmayan deneyimleri tekrar tekrar yaşama eğiliminde olduklarını gözlemler. Rüyalarda, oyunlarda ve gündelik hayatta görülen bu tekrarlar, haz ilkesinin açıklamakta yetersiz kaldığı bir duruma işaret eder. Freud bu olguyu “tekrarlama zorlantısı” olarak adlandırır. Eserde libido kavramı da yeniden ele alınır. Freud, cinsel enerjinin yalnızca dış nesnelere yönelmediğini, kişinin kendi benliğine de yönelebileceğini savunur. Bu noktada “narsistik libido” kavramını geliştirir. Ancak Freud, bu görüşlerin henüz kesin bilimsel kanıtlarla desteklenmediğini, psikolojinin ve biyolojinin gelişimine bağlı olarak ileride daha sağlam temellere oturabileceğini ifade eder. Kitabın en dikkat çekici bölümü ise yaşam ve ölüm içgüdüleri hakkındaki tartışmalardır. Freud, canlıların yalnızca yaşamı sürdürmeye yönelik dürtülerle hareket etmediğini, aynı zamanda onları daha önceki, cansız bir duruma döndürmeye çalışan bir eğilimin de bulunduğunu ileri sürer. Bu düşünce daha sonra “ölüm dürtüsü” (Thanatos) olarak adlandırılmıştır. Buna karşılık yaşamı koruyan, üremeyi ve gelişmeyi sağlayan güçler ise yaşam içgüdülerini (Eros) oluşturur. Freud, bu görüşlerini desteklemek amacıyla dönemin biyolojik araştırmalarına da başvurur. Özellikle bazı tek hücreli canlıların potansiyel olarak ölümsüz olabileceğine dair çalışmalardan söz eder. Ancak aynı konuda yapılan başka araştırmaların farklı sonuçlara ulaşması, biyolojik verilerin
Haz İlkesinin ÖtesindeSigmund Freud · Tutku Yayınevi · 20141,241 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·120 syf.··
2024 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2024 17:50
Tutukluk, Semptom ve Kaygı adlı eserinin birinci bölümü ketlenme, cinsel işlev, beslenme işlevi, ego, süper-ego, id, isteri, amnezi gibi kavramlarla ilgili psikanalitik literatürde büyük yankı uyandırmış çalışmalarını içeriyor. Kitabın ikinci bölümü ise baskılama ve savunma, direnç, karşı yük, libido dönülümünden kaynaklanan kaygı ve bilinçaltının direnci gibi konulardan oluşuyor. Bütün kaygıların en eskisi olan doğumda duyulan ilk kaygıya anneden ayrılmak yol açar diyen Freud, Otto Rank ve Alfred Adler'den de alıntı yapıyor.
Tutukluk Semptom ve KaygıSigmund Freud · Oda Yayınları · 201969 okunma
sunset 28
6/10
·200 syf.·
2026 18. kitabı
birçokların aradığı ve anlamlandıramadığı sevgi kuramına sanatsal bir bakış. sevgi varoluşsal bir yaşam ihtiyacı mıdır yoksa bir çocukluk dürtüsü müdür? sevgi için neden herkes bu kadar çaba harcamakta? erich fromm'un sevgi sanatı olarak sunduğu bu disiplin bizim düşüncelerimizden bir o kadar uzakta... herkes sevmek için her zaman bir nesne olması gerektiğini savunur bir kişi, bir ilahi güç ya da kendimiz erich fromm'dan ayrı olarak bana göre her zaman temel bir nesne yoktur, bazı durumlarda nesne sadece bir anlam oluşturmak için karşımıza çıkan illüzyondur bu yüzden oluşan bu sevgi yanılgısı, içimizde romantize ettiğimizde oluşan duygular ve nefretle harmanlanan benliğimize bulut misali kabarır örneğin dışarıda yürüdüğümüzde insanlara ne gözle bakıyoruz? cehalet, iğrenme, acıma, nefret ve birçok karışık bilinçakışı ve bu anda hissettiklerimizin tutsağı olduğumuzu unutuyoruz etrafa duyulan nefret kişinin içine bulaşır sevgi bu kalıpları anlamlandıran görünmezliktir fakat insanın sevgiye tepkisi ve içten narsistik korku düşleri asıl perde arkasını görmesini engeller çünkü sevgi, aşk ya da tutku gibi bir durum değil bir bireysel süreç ve deneyimdir bu yüzden sevgi sadece çocukluk koşullanmalarıyla açıklanabilecek bir durum değildir o disiplinli eylemdir, kendinin yansımasıdır insanın kendine duyduğu sevgi freud'un tanımına göre bir libido dönüşümü değil karakter sürecidir erich fromm da freud'un bu çaplı görüşlerini başarılı bulsa insan biyolojisinin içsel derinliğini kavrayamadığı gerçeğini konusunda eleştiride bulunmuştur bu da arkaplanda bir o kadar haklılık barındırır bu noktada her zaman dürtüsel bir tanım eksik bir yaklaşım durumu olmaktadır peki, sevgi sanatı bir varoluş sebebi olabilir midir? sevgi, bir varoluş sebebi değil seçilip seçilmemesi gereken bir
1000Kitap
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,9bin okunma
Mary -Frances O’ Connor/ Yas Tutan Beyin ‘
Puan vermedi·216 syf.··
2026 16. kitabı
Mary -Frances O’ Connor/ Yas Tutan Beyin ‘ Mary-Frances O’Connor, yas (kayıp ve ölüm sonrası yaşanan süreç) üzerine çalışan Amerikalı bir nörobilimci ve psikologdur. Uzmanlık alanı: yas, bağlanma ve beyin, Uzun yıllar sevilen birini kaybeden insanların beyin tepkilerini incelemiştir En bilindik eseri Yas Tutan Beyin Kitap, sevilen birinin ve ya yakın birinin ölümü ayrılığı gibi bir durumda neden yaşadığımız bu süreçlerin bu kadar bizi etkilediğini ve sarstığını “kalp kırıklığı” durumundan çıkarıp doğrudan sinir sistemi ve öğrenme süreçleri ile açıklar Yas, aslında beynin “alıştığı bir bağın artık yok olduğu ve bu yok oluş sürecini kabullenmeyi öğrenmeye çalışmasıdır. Yani kayıp sadece duygusal değil, aynı zamanda nörolojik bir uyumsuzluk krizidir. Yas tepkileri evrenseldir , Özlem Acı çekme Gibi evrensel tepkileri vardır Freud un bu fikirlerin temelini atmıştır ve şunu ifade eder “libidonun (duygusal yatırımın) o nesneden geri çekilme sürecidir. Burada libido duygusal bağ enerjisi anlamına gelir Freuda göre Yas normal bir süreçtir Kişi kaybın farkındadır * Üzüntü, içe çekilme, isteksizlik görülür * Ama benlik zarar görmez * Zamanla kişi kaybı kabullenir( yani bu durumla yaşamayı öğrenir ) Yine freud çılıyor karşımıza , freudun tezini çürüten bir yaklaşımı vardır Freuda göre Yas süreci şöyle ilerler: 1. Kayıp gerçekleşir
Yas Tutan BeyinMary-Frances O'connor · Diyojen Yayıncılık · 202579 okunma
Silvera
7/10
·98 syf.·
2026 15. kitabı
bedensel bir tabu oluşturarak çocukluktan erginliğe bir bakış: cinsiyet üzerine psikanalitik bir kurama sahip olan freud, kitapta cinsel dürtü, libido gibi kavramlar ile anlatım oluştuyor bu sayede toplumda kendi hayvansal dürtülerinde kaybolan insanları ve kendi köksel dürtülerimizi açıklayıp farkındalık yaratıyor günümüzde kaçıncı yüzyılda olmamıza rağmen eğitimi verilmeyen, cehaletle susturulup temiz insanlar yaratacağını sananlar ve bunların etkisiyle çeşitli nevrozların kafesinde sıkışmış kendini çözememiş çeşitli insan kendini haz dünyasına vermekte... bu durumu freud'un da bahsettiği gibi haz ilkesi üzerinden düşünürsek insan hazza yönelen ve acıdan kaçan bir yapıya sahip olmuş olup kendi benliğinde "hazzın kontrolsüz ve bilinçsiz oluşumu ile farklı semptomlar yaratabilir" bu cümle bir zararlı alışkanlık durumu gibi yorumlanabilir çevrede gelişen neredeyse herkese "bir kereden bir şey olmaz" şeklinde sunulan bu kolektif düşünce sistemi ile size bir imaj yaratıp elinize uzatırlar oysaki iki tarafta bir kerelik alınan hazzın devamı olacağı niteliğini biliyordur ilk başta zihniniz size ona karşı bir isteğe sokmazken bir anlık dürtü ile bilinciniz onu hatırlatabiliyor "bir kere yapılan kontrolsüz bir hata gelecekte zararını ve etkilerini size bir şekilde gösterir" ve tabiki bu kontrolsüz hata olarak nitelendirdiğim konular arasında kitapta birçok bölümde geçen çocukluk deneyimi kısmı da etkilidir çocukken hissedilen cinsel dürtüler o zaman gizli bir halde bulunup çevresel ve karaktersel durumlara göre farklı yansımalar sunuyor kabul etmek istenmese de kendi kökünüze ve çevrenizde gördüklerinize bakarsanız daha net bir şekilde görebilirsiniz son olarak kendinizi anlamak için şu bakış dünyası ile bakmak bana göre daha iyidir: bastırılan duygular ve dürtüler farklı
1000Kitap
Cinsiyet ÜzerineSigmund Freud · Say Yayınları · 20125,6bin okunma