Yaşıyor olmak böyle çepçevre şimdide ve hele geçmişten üzerimize düşenlerle hevenk hevenk bir müddet kendi çağına asılı kalmaktır. Bir mevsimlik çiçek gibi giderek yapışkan, sonunda kurur gibi solmaktır.
Hayatla her anlaşmaya varan, varamayanın kederini artırır, onun garipliğine bir ilmek daha atar. Dünyayı her makul bulan onu ayıplayanı yalnızlaştırır, tuhaflaştırır, şartlarını her kabul eden ve ona göre davranan, yaşamada şart olamayacağını düşünenin önermesini daha da gizler daha da bulunmaz yere saklar ve bunu arayanı da gitgide azaltır.