İmkansızlık ne garip bir kelime. "Sevmeye imkanım yoktu" demeyiz hiç oysa. "İmkanlar el vermedi, okuyamadım, gidemedim" filan dediğinde biri, kulağa yakın geliyor ama "imkanlar el vermedi, sevemedik birbirimizi" cümlesi ne akla yatıyor ne kalbe...
Sevilmeyeceksem niye vardım? Sevmek engel olunabilir, ertelenebilir, yok sayılabilir bir duygu muydu? Bana benzemeyeni sevemez miydim? Başka bir dinin çocuklarını sevmek günah mıydı? Sevmek verdiği acı dışında neden sakıncalıydı? Neden sevilmek istiyordum? Hepimiz aynı değerleri ve aynı insanlara mı sevmeliydik? Hepimiz birbirimizi aynı ağırlıkta mı sevmeliydik? Bu beni yüzde otuzluk seviyor, benden de o kadar çıkar dersek mi yoluna girecekti her şey?
Şakir dede doğmuş, büyümüş, bizim yaşımıza gelmiş. Ne bozulan düzen yerine gelmiş ne de zulüm bitmiş. Bütün dünya bir o delinin bir bu delinin elinde salınan bir kavanoza dönmüş.
Her giden, güzel zamanlardan birini daha götürmüş sanki. Çünkü bir kere kardeşlik birliği bozulmuş ya... Dost bildikleri düşman olmuş ya... Öyle bir zaman gelmiş ki kimse karısını, kızını, annesini yalnız bırakamaz, kimseciklere güvenemez olmuş.