Yarım kalan şeylerle, eksik parçalarla yaşayıp gidiyordum, evet. Çünkü "severken" hep aynı şeyi yapıyordum ben: Daha yolun başında vazgeçiyordum. Düşerim diye inmiyordum yokuşlardan. Yorulurum diye çıkmıyordum. Bana göre değil diye yargılıyor ve her şeyi kaçırıyordum...
"Tam yaşayamamak, bir şeyin tamamına sahip olamamak korkusu" diye bir şeyi var ve o mu beni yönetiyor yoksa? Nasılsa olmayacak diye baştan vazgeçmek. Ya da nasılsa bitecek korkusundan ilk zorlukta kesip atmak ve rahatlayıvermek. O yüzden mi yarım her şey? "Zaten tam mutlu olmamıştım ki, olmazdı ki, baştan belliydi" diyerek mi teselli ediyorum kendimi?
Zalimlik, kaba kuvvet ve şiddet bir zeka sorunudur oğlum. Aklıyla problem çözebilenin dövüşmeye, silaha, yumruğa, bir başkasını ezmeye ihtiyacı yoktur.