Betül

Gulyabani Kitap İncelemesi
10/10
·134 syf.··
2025 25. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2025 06:03
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabanisi, korku unsurlarıyla süslenmiş ama aslında bolca güldüren, eğlenceli bir roman. Halk arasında yaygın olan cin, peri ve “gulyabani” korkularını öyle zekice bir mizahla anlatıyor ki, hem merakla okuyorsunuz hem de “bizim insanımız gerçekten böyle” deyip gülümsüyorsunuz. Uzun zamandır kitap okuyamayan biri olarak bu kitabı elime aldım ve hiç elimden bırakamadım. O kadar akıcı, sade ve keyifli bir dili var ki, bir solukta bitiriliyor. Yazarın betimlemeleri ne kadar canlıysa, karakterlerin tepkileri de bir o kadar gerçekçi. Hem eğlenmek hem de Hüseyin Rahmi’nin batıl inançlara, hurafelere ve cahilliğe getirdiği ince eleştiriyi görmek isteyen herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Kitap okuma alışkanlığı olmayan biri bile bu romanla sıkılmadan, hatta eğlenerek okuma alışkanlığı kazanabilir. Kısacası Gulyabani, korkunun arkasına saklanmış bir toplumsal hiciv… Hem güldürüyor hem düşündürüyor. Ben çok sevdim
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Rezonans Kanunu Kitap İncelemesi
3/10
·206 syf.··
2025 16. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2025 06:47
Pierre Franckh’ın “Rezonans Kanunu” adlı kitabı, düşünce gücünün hayatımıza etkisini merkeze alan ve "evrenden isteme sanatı" üzerine yoğunlaşan bir kişisel gelişim eseri. Özellikle kitabın ilk bölümleri benim için oldukça ilgi çekiciydi. Okurken yalnızca teorik bilgilerle değil, kendi hayatımdan kesitlerle de birçok noktada bağ kurdum. Kitapta en çok üzerinde durulan düşünce, bir şeyi gerçekten “kalpten istemenin” gücü. Bu, benim de kişisel olarak deneyimlediğim ve katıldığım bir bakış açısı. Gerçekten de bugüne kadar içtenlikle olacağına inandığım pek çok şeyin – ne kadar zor görünürse görünsün – hayatıma çekildiğine şahit oldum. Buna karşın, sadece istemekle yetinip içinde ufacık da olsa bir şüphe barındırdığım durumlarda, bu şüphenin süreci sekteye uğrattığını da fark ettim. Bu anlamda kitap, okurunu içsel inanç sistemine dönüp bakmaya teşvik eden yapıcı bir etki yaratıyor. Ancak kitaba dair bazı eleştirilerim de var. Öncelikle yazar, vermek istediği mesajı pekiştirmek adına bazı bölümlerde fazlasıyla abartılı ifadelere yer vermiş. Bu durum, anlatılanların samimiyetini ve inandırıcılığını zaman zaman zedeliyor. Ayrıca kitap boyunca aynı cümlelerin veya benzer anlatımların tekrar tekrar kullanılması, bir noktadan sonra okuma deneyimini monotonlaştırıyor. Düşünsel yoğunluğu arttırmak yerine, okuyucunun sabrını zorlayan bir tekrar döngüsü oluşturduğunu söyleyebilirim. Sonuç olarak “Rezonans Kanunu”, kişisel farkındalığı güçlendiren, olumlu düşünce sistemine dikkat çeken bir kitap. Anlatılanların gerçekleşebileceğine dair inancım var, fakat abartılı anlatım dili ve sık tekrarlanan içerikler kitabın etkisini gölgeleyen unsurlar olmuş. Yine de hayatını kendi niyetleriyle şekillendirmek isteyen herkesin, en azından düşünsel bir yolculuk olarak bu kitaba göz atmasında
Rezonans KanunuPierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 202526bin okunma
Kadının Adı Yok Kitap İncelemesi
4/10
·194 syf.··
2025 12. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2025 17:18
Duygu Asena’nın Kadının Adı Yok kitabı, kadınların bastırılmış sesine kulak verme iddiasıyla yola çıkan, ancak bu yolda tutarsızlıklarla sarsılan bir metin olarak karşıma çıktı. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini görünür kılmak, kadının birey olarak varoluşunu sorgulamak gibi güçlü temalarla başlayan kitap, ilk sayfalarda içtenliğiyle etkileyici bir izlenim bırakıyor. Ancak bu samimiyet, ilerleyen bölümlerde yerini ideolojik dağınıklığa ve etik sınırları zorlayan anlatılara bırakıyor. Kitabın başlarında çocukluk ve ergenlik dönemindeki deneyimlerin aktarımı oldukça etkileyiciydi. Kadının, içinde büyüdüğü ataerkil sistemin baskılarını çıplak gerçekliğiyle anlatması; hem kişisel hem toplumsal belleği tetikleyen bir etki yaratıyordu. Fakat karakterin, geçmişte tiksinerek baktığı davranışları ileride bizzat kendisinin sergilemesi, anlatının inandırıcılığına zarar veriyor. Sadakatsizliği, “erkekler yapıyor” savunusuyla meşrulaştırma çabası ise sadece karakterin değil, yazarın da mesajlarını bulanıklaştırıyor. Eşitlik savunusu, özünde insan onurunu temel almalıdır. Kitaptaki bazı bölümlerde kadın-erkek eşitliği yalnızca karşılıklı suçlar üzerinden tartışılıyor; bu da meseleyi etik bir sorgulama alanından çıkarıp, bir tür rövanş psikolojisine indirgemiş gibi hissettiriyor. Karakterin evlilikten uzak durma kararı, sistem eleştirisi gibi sunulsa da; sonrasında yaptığı seçimlerle bu kararın derinliği kayboluyor. Yalnızca ideolojik bir tepki olarak kalan bu duruş, iç tutarlılıktan uzaklaşıyor. Ayrıca kitapta cinselliğe yapılan sık ve yüzeysel göndermeler, bir süre sonra konunun esas ağırlığını gölgeleyen, hatta okuyucuyu metinden uzaklaştıran bir tekrar hissi yaratıyor. Feminist edebiyat, okurun damarlarında “isyan” değil; düşünce, sorgulama ve farkındalık yaratmalı. Bu kitapta
Kadının Adı YokDuygu Asena · Doğan Kitap · 20268,1bin okunma
İslam'ın kızına kitap incelemesi
1/10
·208 syf.··
2025 10. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2025 01:59
Bu kitap, kadınlara “oku” demeden, dolaylı biçimde “okuma” demeyi seçmiş bir metin gibi hissettirdi. Oysa Kur’an’da ilk emir "Oku!"dur ve bu emir ne kadın ne erkek ayrımı gözetir. Fakat kitapta kadın, birey değil, daha çok anne, eş, evin direği gibi kalıplarla tanımlanıyor. Sanki Allah’a yaklaşmak da, topluma fayda sağlamak da kadın için yalnızca evin içindeymiş gibi gösteriliyor. Kitap boyunca ilim konusu da oldukça sorunlu ele alınmış. Kadının ilimle ilişkisi sanki ancak belli sınırlar içinde meşruymuş gibi aktarılıyor. Oysa İslam tarihinde Hz. Aişe gibi birçok kadın sahabe, ilmin doğrudan öznesidir. Ama bu kitapta kadın, okumaktan çok uzak tutulmuş; sessiz, gölgede kalması gereken biriymiş gibi. Bir başka problemli yön de kadının “asıl amacı”nın sürekli yuva kurmak ve anne olmak şeklinde sunulması. Elbette annelik kıymetlidir, ama bir kadının tek misyonu buymuş gibi anlatmak, onu sadece doğuran ve büyüten bir varlığa indirgemektir. Oysa bir Müslümanın, cinsiyeti ne olursa olsun, nihai amacı Allah’a yaklaşmak ve ilim yolunda ilerlemektir. Tesettür meselesine gelince, kitapta çarşaf ve siyah renk neredeyse “olmazsa olmaz” gibi sunuluyor. Bu da bireysel tercihi değil, kalıplaşmış bir anlayışı yansıtıyor. Oysa tesettür; dikkat çekmeyen, hatları belli etmeyen bir örtünme biçimidir, tek bir kalıba indirgenemez. Sonuç olarak, bu kitap kadınlara yol açmak yerine yol daraltan bir anlatıya sahip. Kadını edilgen, sessiz ve sınırlı bir alana hapseden bu anlayış, ne İslam’ın özüne ne de adaletine yakışıyor.
İslam'ın Kızınaİhsan Şenocak · Hüküm Kitap · 20165,2bin okunma
Ermiş inceleme
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2025 23:03
Bu benim yazdığım ilk kitap incelemesi, o yüzden acemiliğime denk gelirseniz şimdiden kusura bakmayın. Ama seçtiğim kitap öyle özel bir kitap ki, yazmadan geçmek istemedim: Halil Cibran'ın Ermiş kitabı. Bu kitabı daha önce birkaç kez okudum ve her seferinde başka bir yerinden, başka bir duygusundan yakaladı beni. O yüzden benim için tam anlamıyla bir başucu kitabı haline geldi. Okurken her güzel cümleyi alıntılamak istedim, sonra fark ettim ki neredeyse tüm kitabı alıntılıyorum. O an anladım ki Ermiş, sadece birkaç etkileyici cümlelik değil, baştan sona hayat dolu bir eser. Kitapta aşk, evlilik, özgürlük, çocuklar, çalışma, acı ve mutluluk gibi birçok konuda öyle sade ama derin cümleler var ki, insan okurken hem düşünüyor hem de duygulanıyor. Sanki bir bilgeyle baş başa oturup sohbet ediyormuşsun gibi bir his veriyor. Bence Ermiş, bir kere okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil. Hayatın farklı dönemlerinde, farklı ruh hallerinde açılıp okunması gerekiyor. Her seferinde başka bir kapı aralıyor insana. Kısacası, içtenlikle söylüyorum ki herkesin kitaplığında olması gereken, ihtiyaç duydukça açıp birkaç sayfa okuduğunda bile ruhuna iyi gelecek bir kitap.
ErmişHalil Cibran · Yakamoz Yayınları · 202085,4bin okunma