Ben, sadece namuslu olmakla övünen kişiyi adamdan saymıyorum; toplumu iyiye, güzele götürmek için kendi gibi namuslu insanlarla birlikte bir çaba harcamamışsa, çevresindeki uygunsuz gidişe baş kaldırmamışsa, o kişi namussuzdur benim için.
…toplumsal eylemi geliştirmek, ileriye götürmek için salt akılla bulunduğu sanılan ve her çeşit eylem için kaçınılmaz ilkeler olarak ortaya atılan bu temel davranışlarda bile, kişinin ve çürümüş toplumun değiştirmek istemedikleri öz varlıklarını bilinçsizce koruma isteminin gizli baskılarını arayacaksın!
İsmet ile aramda bariz bir klasman farkı vardı. O Almanya'dan gelen afili çikolataydı, bense mahalle arasında, Kartal araba arkasında kilo ile satılan ucuz bisküviydim. O Galatasaray'ın resmi takım formasıydı, ben okulun naylon eşofman takımıydım. O atari salonundaki büyük atari makinesiydi, ben televizyona bağlanan ve içinde 9.999.999 oyun olduğu iddia edilen, ama taş çatlasa 20 oyunlu karakutuydum. O Tsubasa ise, ben onun tüm gücüyle vurduğu kaleciye doğru karpuz şeklini alarak giden futbol topu bile değildim. Eğriye eğri, doğruya doğru; İsmet Şeytan Rıdvan'dı, bense topu üç kez sektirmekten aciz halı saha kalecisi...