İnsan zihninin, boş bir çatı katına benzediğini ve insanın bu çatı katını kendi seçeceği mobilyalarla döşeyeceğini düşünüyorum. Yalnızca bir aptal, önüne gelen her bilgiyi kapar, böylece ona faydası dokunabilecek bilgiler kalabalıklaşır ya da birçok şey birbirine girer ve o bilgiye ihtiyacı oldu mu güçlükler yaşar…
Eminim Sherlock Holmes’u duymayan, okumayan ya da en azından izlemeyen yoktur! Sherlock Holmes sevgim çocukluk yıllarıma dayanıyor ve her zaman benim için apayrı bir yere sahip. Şimdi ise bu seriye Q Yayınları aracılığıyla devam ediyorum. Baskısı o kadar mükemmel olmuş ki kitabı kaçıncı kez okuduğumu bile bilmiyorum. Sayfalar adeta akıp gitmiş!
Dr. John Watson, Afganistan’daki savaşta askeri doktor olarak görev yaparken yaralanır ve ülkesine dönmek zorunda kalır. Londra'da yeni bir hayat kurmaya çalışırken hem maddi sıkıntılar çeker hem de yaşadığı savaşın izleriyle boğuşur. Bir tanıdığı sayesinde, bilimsel merakı ve keskin zekâsıyla tanınan Sherlock Holmes ile tanışır. İkisi de bir ev arkadaşı arayışında olduğundan Baker Street 221B’de birlikte yaşamaya başlarlar.
Başlarda Watson için Sherlock gerçekten çok garip, bir o kadar da ilgi çekici ve hayranlık uyandıran bir adamdır. Onun sıra dışı gözlem yeteneğini ve mantık yürütme tarzını bir türlü anlayamaz, hatta belirli bir işi olmadığını bile düşünüyor. Ancak zamanla birbirlerine alışmaya başlar, Watson, Sherlock’un dehasına tanık oldukça ona karşı duyduğu merak ve hayranlık giderek artar. Sherlock ise incelediği vakalara artık Watson’ı da götürmeye başlar ve ikili, zamanla birbirini tamamlayan mükemmel bir ekip hâline gelir. Aslında bu kitap, yalnızca çözülmesi gereken olayları değil, sarsılmaz ve eşsiz bir dostluğun doğuşunu anlatıyor.
Bu baskı kitap için gerçekten şahane olmuş! Her bir detayı muhteşem,
Kızıl DosyaArthur Conan Doyle · Q Yayınları · 202518,1bin okunma
Aşk ne harika bir bilmece!
Daha önce birbirini asla görmemiş, aralarında ne bir sevgi sözcüğü geçmiş, ne bir bakışma yaşanmış iki kişi bir saat süren bir güçlüğün içinde içgüdüsel olarak birbirlerine sığınıyorlar.
Q Yayınları ile başladığım Sherlock macerasına bu kez Dörtlerin Yemini ile devam ediyorum!
Sherlock, her zamanki gibi keskin zekâsı ve mantığıyla okuyucuyu büyülemeye devam ediyor. Kesinlikle favorim ve bu işi mükemmel bir şekilde başarıyor! Ancak bu kitap sadece bir dedektiflik hikâyesi değil; Sherlock ve Watson’ın dostluğuna da derinlemesine yer veriliyor. Bu ikilinin uyumu ve birbirlerine olan bağlılığı beni her seferinde hayran bırakıyor. Açıkçası, Watson gibi bir dostum olmasını çok isterdim!
Bu kez Hindistan’dan Londra’ya uzanan geçmişin gölgeleri ve açığa çıkması gereken sırlarla örülü bir davanın içindeyiz. Her bir detay, kusursuz bir kurguyla birleşerek içine çekiyor. Kitabı okurken kendimi Sherlock gibi hissettim, davanın peşine düşüp ipuçlarını çözmeye çalıştım. Neden olmasın? Sonuçta okurken onun kimliğine bürünmek de işin en keyifli yanlarından biri!
Çeviri konusuna gelirsek, yine muhteşem bir iş çıkarılmış. Akıcı ve özenli bir çeviri sayesinde hikâyenin atmosferine tam anlamıyla dalmak mümkün. Ayrıca punto konusu hepimizin ortak derdi ve Q Yayınları bunu çok iyi düşünmüş! Göz yormayan, ideal punto boyutuyla kitabı büyük bir keyifle, kısa sürede bitirdim.
Eğer bu eseri hâlâ okumadıysanız, hiç vakit kaybetmeden listenize ekleyin!