“Gülüşün bana Ötüken, Balkan kızı.”
Kitabın ilk sayfaları, bizi Talia ve Ulu’nun çocukluk dünyasına götürüyor. Onların masum anıları arasında gezinirken, birbirlerinin kalplerine nasıl dokunduklarını ve hayatlarının dönüm noktalarını öğreniyoruz. Her ikisi de asker olan bir babanın çocuklarıdır; fakat Talia, bu çocukluğu özgürce yaşarken, Ulu baba baskısının ağırlığı altında ezilmektedir. Talia’nın annesi, doktordur ve Talia, küçüklüğünden beri annesinin izinden giderek doktor olmayı hayal eder. Talia'nın annesi Balkan, babası ise Türktür. Bir gün, ailelerinin yaşadığı talihsiz bir olay, onların dayıları tarafından Türkiye’ye, Balkanlara taşınmalarına sebep olur. Talia ve Ulu’nun birbirlerinin hayatlarına dokunduğu günler, Talia’nın Balkanlara gitmesiyle sona erer.
Yıllar geçer ve hayat kendi seyrinde ilerlerken, kader yeniden onları bir araya getirmek için planlar yapmaktadır...
Ulu, babasının yolundan giderek asker olmuş ve bir operasyonda yüzü tanınmaz hale gelmiştir. Talia ise çocukluğundan beri içini saran doktorluk tutkusuyla, gönüllü olarak savaş bölgelerinde çalışmaktadır. Yolları, tesadüflerle dolu bir hastanede kesişir. Talia, yıllar sonra karşısında duran bu gizemli hastanın, çocukluk arkadaşı Ulu olduğunun farkında değildir. Bilmeden Ulu'ya umut olur ve onu iyileştirir.
Aradan geçen onca yılın ardından, Hayalet Tim'e bir görev verilir: Balkan Kızı Operasyonu. Bu görev, Talia’yı Balkanlardan alıp anavatanı Türkiye’ye getirmeyi amaçlamaktadır. Operasyonu yönetecek kişi ise, yılların tecrübesiyle yoğrulmuş Barut Ulu’dur.
Böylece, yılların araya koyduğu mesafe ve suskunluk, Talia ve Ulu’nun hayatında yeni bir sayfa açar, geçmişin derin izleriyle örülmüş bağlarını yeniden canlandırır.
Yazarın kalemine, Bronz Serisi'nden beri hayranım! Bu eser de yine