libuli

libuli
@libuliofbooks
ig: libuliofbooks
Puan vermedi·158 syf.··
2024 85. kitabı
Besteci Süleyman, sanatçı bir ruha sahip olan bir lastik ustasıdır. Çocukluğundan beri geniş bir hayal dünyasına sahip, en büyük ilham kaynağı ise kanser hastası olan ablası olmuştur. Onun için yazdığı besteler, Süleyman’ın duygularını ve hayallerini en iyi ifade ettiği eserlerdir. Mahallenin gençleriyle bir araya gelip bestelerini seslendirme ve kayıt altına alma çabalarına başlasa da ne yazık ki işler planlandığı gibi gitmez ve besteleri bir türlü kaydedilemez. Bir gün, Süleyman yine iş yerinde çalışırken lüks bir araba tamir için gelir. Aracın sahibi Murat Öz adında, tesadüfen Süleyman’ın bir bestesini duyan ünlü bir sanatçıdır. Murat, duyduğu bu eserden oldukça etkilenir ve Süleyman’a besteyi kendi programında seslendirmek için izin ister. Bu teklif, Süleyman için büyük bir dönüm noktasıdır; ablası sonunda onun başarısını görecektir. Bestelerinin ablasına adanmış olması bu anı daha da anlamlı kılar, Süleyman için hayallerinin gerçeğe dönüşmeye başladığı andır. Süleyman’ın bestesi, Murat Öz tarafından televizyonda seslendirilir. Süleyman, bu anı ablasına göstermek için büyük bir heyecanla onun yanına gider ve televizyonu açar. Ancak o anda, hayatının en büyük trajedisiyle karşılaşır, kanser hastası ablasını kaybeder. Ablasının yokluğu, Süleyman’ın ruhunda derin bir boşluk bırakır. En büyük ilham kaynağı olan ablası artık yanında değildir, bu yüzden Süleyman, bir daha beste yazmamaya karar verir. Zaman geçer ve Süleyman, farklı bir yerde bir iş bulur. Yine bir lastik tamircisinde çalışmaya başlar. Bir gün, tamir için gelen müşteri Işıl ile tanışır. Işıl’ın enerjisi, güler yüzü Süleyman’ın içinde uzun zamandır sönmüş olan ilham kıvılcımını yeniden canlandırır. Işıl, onun için yeni bir umut, yeni bir ilham kaynağı olur. Oldukça sade bir dille yazılmış bir eserdi,
BesteciSüleyman Koç · İkinci Adam Yayınları · 202412 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

libuli

, bir kitap okudu
Puan vermedi·158 syf.··
2024 85. kitabı
Süleyman Koç
9/10 · 12 okunma
Puan vermedi·332 syf.··
2024 84. kitabı
Abel Morg Mia, Hamburg’da yaşayan, kendi dünyasında kaybolmuş, içine kapanık bir kadındır. Onun sessiz ve yalnız hayatına şahit olanlar ise sadece morgdaki cesetlerdir. Mia, hayatındaki sıkıntıları, düşüncelerini ve yalnızlığını bu cansız bedenlerle paylaşarak hafifletmeye çalışır. Her gün aynı rutini tekrarlayarak sabahları karşıdaki fırından poğaçasını alır, hastaneye gidip morgdaki cesetleri inceler. Onun için dünya, sessizliğin hüküm sürdüğü, cansız varlıklarla dolu bir yer olmuştur. Ancak bir sabah, garip bir ses duyar. Etrafına bakar ama ortada kimse yoktur. Bu ses, sanki bir yankı gibi zihninde dolanır fakat Mia, bunun sadece zihninin bir oyunu olduğunu düşünerek görmezden gelir. Ancak zamanla bu garip ses, beklenmedik anlarda yeniden ortaya çıkmaya başlar. İlk başta Mia bunun bir halüsinasyon olduğunu varsaysa da sesin gerçekliği giderek daha da rahatsız edici bir hal alır. Ses ona bir şeyler fısıldar ama Mia, bu sesin ne anlama geldiğini bir türlü çözemez. Sanki o sessizlik dolu dünyasında bir çatlak oluşmuş ve Mia, bu çatlağın arkasındaki gerçeği keşfetmek zorunda kalmıştır. Evet, her şey Mia’nın o garip sesleri duymasıyla başlar, ama bu sesler ne bir şizofreni başlangıcıdır ne de yalnızlığının bir yansıması. Aslında, Mia farkında olmadan evrenin derinliklerine, ruhlar ve bilinmezlerle dolu bir yola adım atmıştır. Kitabı gerçekten çok sevdim, bu tarz derin ve gizemli kurgulara bayılıyorum. Ancak, bu tür hikayelere alışık olmayanlar için ağır gelebileceğini düşünüyorum. Hatta, bazı bölümlerde ben bile kopukluklar yaşadım. Yazar, her bölüm başında konuyu ilerletmek yerine, kendi doğrularını ve kitapla bütünleşen düşüncelerini paylaşmayı tercih etmiş. Bana kalırsa, bu girişler esere ayrı bir derinlik katmış ve ben her satırını büyük bir keyifle okudum.
Abel MorgOnurhan Erkoç · Lolla Yayınları · 202449 okunma
8/10
·216 syf.··
2024 83. kitabı
Sıfırı Görmek kitabı, paraya ve hayatı yaşamaya dair pek çok alışkanlığımı sorgulatan bir deneyim oldu. İlk sayfalardan itibaren, Bill Perkins’in sunduğu farklı bakış açıları beni içine çekti. Hepimiz, geleceğimizi güvence altına almak için para biriktirmeye odaklanıyoruz ama Perkins, bizi anı yaşamaya ve biriktirdiklerimizi hayatımıza değer katacak deneyimlere dönüştürmeye çağırıyor. Bunu okurken kendi hayatımı düşündüm ve açıkçası beni gerçekten etkiledi. Kitapta en çok hoşuma giden kısım, Perkins’in “anılar biriktirmenin” maddi birikimlerden daha değerli olduğunu anlatması oldu. Bu fikir o kadar basit görünse de, bir anda kendi hayatımı gözden geçirmeme sebep oldu. Özellikle bazı şeyleri sürekli erteleyip durduğumu fark ettim; ‘gelecekte daha iyi bir zaman olur’ diye düşündüğüm birçok anı aslında şu anda yaşamam gerektiğini hissettim. Hayatı sadece çalışıp biriktirmek değil, aynı zamanda bir şeyler deneyimleyip o anın tadını çıkarmak gerektiğini fark ettim. 'Sıfırı görmek' kavramı ise beni derin bir şekilde düşündürdü. Aslında bu kavram, hayattaki her şeyin sonu geldiğinde, geriye sadece yaşadıklarımızın kalacağını anlatıyor. Biriktirdiğimiz parayı kullanmadan, sadece biriktirip durmakla ne kadar çok fırsatı kaçırdığımı düşündüm. Yapmaktan keyif aldığım şeyleri ikinci plana atmam ve ‘sonra yaparım’ dediğim birçok şey aklıma geldi. Şimdi, bu kitaptan sonra, hayatımda küçük de olsa bazı değişiklikler yapmaya karar verdim. Kitabı bitirdiğimde, kendimi hem biraz hafiflemiş hem de motive olmuş hissettim. Hayatı bir gün yaşarım diye beklemek yerine, şimdiden daha dolu dolu yaşamak gerektiğini anladım. Perkins’in dilindeki samimiyet ve verdiği örnekler gerçekten bana dokundu. Eğer hayatta sadece para biriktirmenin ötesinde bir anlam arıyorsanız, bu kitap size çok şey
Sıfırı GörmekBill Perkins · Nemesis Kitap · 202390 okunma