Besteci
Süleyman, sanatçı bir ruha sahip olan bir lastik ustasıdır. Çocukluğundan beri geniş bir hayal dünyasına sahip, en büyük ilham kaynağı ise kanser hastası olan ablası olmuştur. Onun için yazdığı besteler, Süleyman’ın duygularını ve hayallerini en iyi ifade ettiği eserlerdir. Mahallenin gençleriyle bir araya gelip bestelerini seslendirme ve kayıt altına alma çabalarına başlasa da ne yazık ki işler planlandığı gibi gitmez ve besteleri bir türlü kaydedilemez.
Bir gün, Süleyman yine iş yerinde çalışırken lüks bir araba tamir için gelir. Aracın sahibi Murat Öz adında, tesadüfen Süleyman’ın bir bestesini duyan ünlü bir sanatçıdır. Murat, duyduğu bu eserden oldukça etkilenir ve Süleyman’a besteyi kendi programında seslendirmek için izin ister. Bu teklif, Süleyman için büyük bir dönüm noktasıdır; ablası sonunda onun başarısını görecektir. Bestelerinin ablasına adanmış olması bu anı daha da anlamlı kılar, Süleyman için hayallerinin gerçeğe dönüşmeye başladığı andır.
Süleyman’ın bestesi, Murat Öz tarafından televizyonda seslendirilir. Süleyman, bu anı ablasına göstermek için büyük bir heyecanla onun yanına gider ve televizyonu açar. Ancak o anda, hayatının en büyük trajedisiyle karşılaşır, kanser hastası ablasını kaybeder. Ablasının yokluğu, Süleyman’ın ruhunda derin bir boşluk bırakır. En büyük ilham kaynağı olan ablası artık yanında değildir, bu yüzden Süleyman, bir daha beste yazmamaya karar verir.
Zaman geçer ve Süleyman, farklı bir yerde bir iş bulur. Yine bir lastik tamircisinde çalışmaya başlar. Bir gün, tamir için gelen müşteri Işıl ile tanışır. Işıl’ın enerjisi, güler yüzü Süleyman’ın içinde uzun zamandır sönmüş olan ilham kıvılcımını yeniden canlandırır. Işıl, onun için yeni bir umut, yeni bir ilham kaynağı olur.
Oldukça sade bir dille yazılmış bir eserdi,