Aşk acı çekmeyi göze alanlar için vardı, cesurlar için, kendi kanından ve kaderinden korkmayanlar için…
Ulterin'in üvey oğulları, Yunanistan'ın en korkulan infazcıları olarak bilinir. Uyuşturucu baronları ve kaçakçılık kartellerine yönelik infazlarıyla tanınan bu grup, arkalarında en ufak bir iz bırakmadan sırra kadem basar. Ne yüzleri ne de gerçek kimlikleri bilinir, sadece isimleri bile insanlara korku salmaya yeter. Onlar, sessiz ama ölümcül bir gölge gibi hareket ederler.
Marcus, Ulter’ in en gözü kara ve yeedinci üvey oğludur. Diğer kardeşlerine kıyasla daha acımasız ve stratejik bir zekaya sahip olan Marcus, babası Ulter'in tüm gizli ve kritik işlerini yönetir.Marcus, yıllar sonra yeni bir görev için Türkiye’ye döner. Bu kez görevi, Köprü Kralı Pars Tuna’yı ortadan kaldırarak babası Ulter’i onun yerine tahta geçirmektir.
Bu plan doğrultusunda Marcus, Pars Tuna'nın kardeşi Ahsen Tuna’nın yakın korumalığını üstlenir. Ahsen’i en iyi şekilde koruyarak, Pars’ın güvenini kazanmak, Marcus için sadece bir başlangıçtır. İlk başta bu görev Marcus’a kolay görünür; Ahsen’in korumalığını başarıyla tamamladıktan sonra, Pars Tuna’ya bir adım daha yaklaşmayı planlamaktadır. Ancak işler Marcus’un planladığı gibi gitmez.
Ahsen, göründüğünden çok daha karmaşık bir duruma sürüklenir ve kendini beklenmedik bir belanın içinde bulur. Bu da Marcus’un tüm planlarını altüst eder.
Kitap, siyah kapağı ve beyaz yazısıyla sıradanın çok ötesinde bir tasarıma sahip. Hem estetik açıdan göz alıcı hem de konusuyla mükemmel bir uyum içinde. Tek kelimeyle harika! Yazarın kaleminden okuduğum ikinci eser oldu ve yine büyük bir keyifle, hiç sıkılmadan bitirdim. Merve’nin kalemi gerçekten büyülü; okuyucuyu kendine bağlama konusunda bir numara diyebilirim!
Marcus’un kalbinin nasıl canlanacağını,