Gözcüler
Mina, sarı bir papağanı sahibine teslim etmek amacıyla çıktığı yolculukta, bir haritaya güvenerek ilerlerken yolunu kaybeder. Araba bir ormanın girişinde bozulur ve Mina, karanlık bir ormanda mahsur kalır.
Madeline, Daniel, Ciara ve şanssız John.
Orman, yalnızca doğal tehlikelerle değil, aynı zamanda doğaüstü varlıklarla da doludur. Bu varlıklar, ormanın derinliklerinde yaşayan herkesin korkulu rüyası haline gelmiş “Gözcüler” olarak adlandırılan varlıklardır.
Ormanda en uzun süredir yaşayan ve deneyimli olan kişi Madeline’dir. Gün boyunca ormanda güvenle dolaşabilirlerken, akşam olunca tüm kapıları kilitler ve arka taraftaki odanın ışıklarının yanması ile o odaya geçerler. Gece boyunca tüm ekip bu odada kalmalı ve dışarı çıkmamalıdır; aksi takdirde Gözcülerin avı olurlar. Ayrıca, Gözcüler insanları gözlerinin önünde tutmayı ve onları oyuncak gibi oynamayı severler, bu yüzden ekip uyumamalıdır.
Bu zorluklarla başa çıkmaya çalışan grup, bir yandan da ormandan kurtulup eski hayatlarına dönmenin yollarını arar. Ancak, ormanın girişi sanki mühürlenmiş gibidir ve çıkış yolu bulmak imkânsız görünmektedir. Tüm umutları, arka odadaki gizemli kapıyı keşfetmeleriyle yeniden yeşerir.
Gerilim kitaplarını okumayı gerçekten çok severim ve bu kitap beni kesinlikle tatmin etti. “Daha ne olabilir ki?” derken, olaylar öyle bir hal aldı ki, anlatamam! Grubun hayatta kalma mücadelesi, birbirlerine destek olmaları ve geçmişleriyle ilgili detayları öğrenmek, omların duygularını hissetmek çok güzeldi.
Kitap bittiğinde her şeyin sona erdiğini düşündüm ama sonundaki sürprizler beni şok etti. Sakin bir son beklerken, felaket bir gerçekle karşılaşmak beni adeta dondurdu. Onlar kurtuldu diye sevinirken, aslında daha büyük bir tehlikenin içinde olduklarını öğrenmek beni çok sarstı.