Ben böyle düşünüyorum. Sizin itirazlarınız nelerdir?” demiyoruz artık. Aklımız başımıza geldi. Diyalog yerine bildiriyi koyduk. “Doğru olan budur!” diyoruz, “Bu doğruyu tartışabilirsiniz dilerseniz, bu bizi ilgilendirmez.
Böylece koşup duruyordum, her zaman dolu, ama hiçbir zaman doymamış biçimde, nerede duracağımı bilmeden, ta ki müziğin durduğu, ışıkların söndüğü güne, daha doğrusu geceye kadar.