Bizi kirlerden arındıran su bile eğer bekletilirse kokmaya başlar. Çünkü suyu böyle berrak yapan hareketliliğidir. Vücudunun üçte ikisi suyla kaplı insan, kendini öğrenmeye kapattığında, heyecanını kaybettiğinde yani, durduğunda hiç kokmaz mı?
Bir insanın, bir şeyi isteyip de yapmaması, yapamaması, harekete geçememesi, harekete geçse bile ilk engelde yılması bana hayatını boşa harcadığını gösteriyor. Bir insanın, hayatını boşa harcaması da gözümde ölmekten farksız.
Kurgu dışı okumalarımın arasında hem sevdiğim bir tür olduğundan hem de keyif almak için romantik komedi okurum. Son zamanlarda ise özellikle çeviri kitaplarda - her ne kadar kısa bir araştırmayla smut içermediğini teyit edip rahatça alsam da- mutlaka bir eşcinsel karaktere selam çakılıyor. Okurken rastladığım zaman inanılmaz tadım kaçıyor ve artık yayınevlerinin kitapları basmak için bir kriter vs. olarak öne sürdüğünü falan düşünüyorum. Bizim yazarlarımızın yabancı yazarlara nazaran bu türde onlar kadar başarılı olduklarını düşünmüyorum. Bir de en az 2 kitap olarak basıp -bunda yayınevlerinin de müdahil olduğu pekâla anlaşılıyor- sakız gibi uzatmaları da cabası. Asla tadında bırakmıyorlar.