Teknoloji ile ilişkimizi rayına oturtmamak onu bizim için her açıdan önemli riskler barındıran ve gitgide hem beden, hem beyin, hem ruh sağlığımıza zarar veren bir güce dönüştürüyor.
Bugün çoğu insanın içinde, davranışlarının ayrıntılı analizlerini yaparak ona sorumluluktan kaçması için yol gösteren bir analist yatmaktadır. Bu durum da bir yandan iradeyle kurmamız gereken ilişkiyi sorunlu hale getirirken, bir yandan da ona olan ihtiyacımızı arttırmaktadır.
Bugün kendilerini bastırılmış bilinçaltı dürtülerin, iyi geçmemiş bir çocukluk çağının, cinsellik ve saldırganlık gibi içgüdülerin esiri olarak gören insanlar var. Her birinin zihninde birer Freud yaşamaya devam ediyor. Kendilerini bireysel ve toplumsal anlamda yaşadıklarının kurbanı ve rüzgârın önündeki yaprak gibi gören insanlar için, ayaklarını yere sağlam basacakları bir irade zemini kalmıyor. Bu yüzden değişim için yeterli sorumluluk almayan, çabalarının bir işe yaramayacağını düşünen, insanın değişmesinin neredeyse imkânsız olduğunu düşünerek, kendilerini tamamen yaşantılarının akışına bırakan yaygın bir insan profili karşımıza çıkıyor.
Bilgiye anlık erişim, iletişim olanaklarından yararlanma, daha iyi şartlarda eğitim alma konusunda oldukça şanslıyız. Ancak bağlarımız giderek zayıflıyor, zihnimiz giderek yanlış ve gereksiz bilgilerle doluyor ve eğitim sistemleri giderek yaratıcılığımızı köreltiyor.