Yaşamın dönemeçlerine itiraz etmeyi değil yolun akışına teslim olmayı gerektirdiğini ve insanın kendi bağımsızlığından feragat etmeden de birine yaslanıp ondan güç alabileceğini öğretmişti eşi ona.
Gerçek; iyi, rahat bir vicdandan, şerefli niyetlerden, doğru davranışlardan, kapkaççılıktan nefret etmekten, bir tek yolda yürüyüp giden bir hayatın sakin ve sürekli tekdüzeliğinden doğar. Çünkü bir niyetten ötekine atlayan ya da atlamaktan geçtim, rastlantıyla birinden ötekine düşenler, kararsız, havada sallanıp durdukları için nasıl kalıcı, belirgin bir şey yaratabilirler ki?
Her türlü iyi'den yoksun olduğumuz için yaşamımızı ziyan ettik, içimiz kan ağlıyor. Çünkü yaşamımızın hiçbir parçası bizim olmadı, geçti, kayıp gitti ellerimizden. "İyi mi yaşadım?" diye soran yok. "Ne kadar yaşadım?" diye bakıyor herkes. Oysa iyi yaşamak herkesin elinde olabilir ama uzun yaşamak kimsenin elinde değildir!