lil mis

lil mis
Kaderin Sarmalında Bir Hikâye: Cassandra
Netflix’in son dönemde en çok konuşulan yapımlarından biri olan Cassandra'yı inceleyelim! Öncelikle bir dizi olmanın ötesine geçerek mitoloji, sosyoloji ve felsefe açısından derinlemesine incelenmeyi hak eden dopdolu bir hikâye sunuyor izleyiciye! Cassandra, 6 bölümden oluşan bir mini dizi ve her anı gerilim, gizem dolu. 1970'lerde eve kurulan akıllı cihaz, evin yıllar sonraki yeni ev sahiplere bela oluyor. Çünkü akıllı cihaz, bildiğimiz türden bir cihaz değil. Bu süreç öyle başarılı ve estetik bir dille anlatılmış ki bölümlerin nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. İsmini Antik Yunan mitolojisinden alan bu yapım, kehanet, kader ve insanın özgür iradesi üzerine düşündüren katmanlı bir anlatıya da sahip. Cassandra, filmden bağımsız Troya prensesi olarak bilinen mitolojik bir figürdür. Apollon’un ona bahşettiği kehanet yeteneği, lanetle birlikte gelir: Ne söylerse söylesin, hiç kimse ona inanmayacaktır. Netflix’in Cassandra dizisi de bu mitolojiden yola çıkarak günümüze uyarlanmış bir hikâyeyi anlatıyor. Ana karakter, modern dünyanın içinde bir kehanetin ağırlığını taşırken, çevresindekiler tarafından dışlanıyor, hor görülüyor ya da bir tehdit olarak algılanıyor. Bu, mitolojinin sadece geçmişe ait bir hikâye olmadığını, bugün hâlâ toplumsal düzende nasıl yankılandığını gösteriyor. Dizinin en çarpıcı yönlerinden biri, toplumsal normlar ve inanç mekanizmaları üzerine yaptığı eleştiriler. Cassandra’nın modern dünyadaki karşılığı, sesini duyurmaya çalışan ama susturulan, marjinalize edilen kişiler. Bugünün sosyal medyasında da kehanet gibi algılanan hakikatler çoğu zaman yok sayılıyor, hatta dile getirenler “komplo teorisyeni” ya da “deli” olarak etiketleniyor. Bilgi çağında olmamıza rağmen, çoğu zaman duymak istediklerimize inanıyor, gerçeği dile getirenleri görmezden
Dizi/Film
Reklam
"Dönemi karartan evrensel korku ve güvensizlik içinde bütün zararsız hayat tarzları değişmişti."
Sayfa 357·Kitabı okudu
Alıntı
"Ötede, koca bir alanda yıkık bir ülke uzanıyordu ve vaat ettiği tek şey kederdi. Her bir yeşil yaprak, her bir ot ve tahıl parçası en az o zavallı insanlar kadar kuruyup büzülmüştü."
Sayfa 280·Kitabı okudu
Alıntı
bir aykırılığın hikâyesi: shameless
Tam 11 sezon boyunca soluksuz izlettiren bir diziyi inceliyoruz! Dizi, sorumsuz ve alkolik baba Frank Gallagher ve onun altı çocuğu etrafında dönüyor. Frank, alkol ve fırsatçılıkla hayatta kalmaya çalışırken çocukları hayata tutunmak için bambaşka yollar seçiyor. Dizinin kalbi olan büyük kız kardeş Fiona Gallagher, ailenin en büyük çocuğu olarak annelerinin terk ettiği bu evde çocuklara hem anne hem baba olmaya çalışıyor. Diğer dikkat çeken karakterler arasında, dahi zekâsını zaman zaman yanlış yönlere harcayan Lip Gallagher, başına buyruk ve sert mizacıyla Ian Gallagher, asi ruhuyla bilinen Carl Gallagher, ailenin en küçüğü Debbie ve Liam Gallagher, Frank'in en büyük baş belalarından biri olan Monica Gallagher ve tabii ki Frank’in bir nevi “eşleniği” sayılabilecek karakterlerden biri olan Sheila Jackson gibi isimler yer alıyor. Shameless, işçi sınıfının ekonomik ve sosyal zorluklarını doğrudan ekrana yansıtırken toplumsal sınıf ayrımına, ekonomik sıkıntılara ve aile dinamiklerine de sert eleştiriler getiriyor. Gallagher ailesinin yaşadığı sorunlar, sadece onların değil, toplumun alt tabakasında yaşayan pek çok insanın gerçekleriyle örtüşüyor... Özellikle Frank Gallagher, sistemin açıklarını kendi çıkarına kullanan, aynı zamanda müthiş ironik ve karikatürize edilmiş bir figür. Frank, düzenin kendisine bir şey kazandırmayacağını bildiğinden, sistemi dolandırarak hayatta kalmaya çalışıyor. Ancak bu durum hem çocuklarını hem de çevresindeki insanları zor durumda bırakıyor. Shameless, bu tür karakterler aracılığıyla kapitalizmin ve sosyal politikaların eksikliklerine de büyük bir eleştiri getiriyor! Shameless Neden Bu Kadar Özel? Sıradan bir komedi-dram dizisinden çok daha fazlası kesinlike. Dizinin başarısı, sadece güldürmesinde ya da üzücü anlar yaratmasında
Dizi/Film
DEPRESYON NEDİR?
"Sıcak ya da soğuk hissetmeye geri dönmemek, oda sıcaklığında hissizleşmiş bir şekilde takılıp kalmak. O hâldeyken ölüden farkımız yok."
Sayfa 142·Kitabı okudu
Alıntı