her sabah uyanıp paltomu giyer, beremi takar, defterimle kalemimi alıp kafeme gitmek üzere yola koyulurdum. paltomu kafeyi ve sabah rutinimi seviyordum. münferit kimliğimin en açık ve en basit ifadesiydi
arka tarafa gidip kahve çekirdeği öğütmek ve kahveyi kendim hazırlamak mecburiyetinde kaldım. ikimize de dumanı tüten kahve koydum ama gözlerine bakmaktan kaçındım