Sartre ise hayatın bir anlamı olması gerektiğine inanıyordu. Bu bir zorunluluktu. Ancak kendi hayatımızdan bir anlam yaratacak olan, yine kendimizdik. Varolmak kendini varlaştırmaktı.
-Zaman zaman kocaman adamların eşlerini aldatıp sonra da suçu "Adem"e, onun yaşadığı ilk günaha attıkları olur. Oysa böyle bir "Adem" yoktur. Onu yalnızca yaptığımız şeyin sorumluluğundan kaçmak için bir figür olarak kullanırız.-
"İnsan özgürlüğe mahkûm edilmiştir" der. "Kendini kendisi yaratmadığı halde özgür olduğu için. Kendisi seçmeden dünyaya getirilip sonra yaptığı her şeyden sorumlu olduğu için."
..hepimiz doğaçlama yaparak yaşamak zorundayız. Bizler ne önceden belirlenmiş bir rolü, ne elinde oyun metni, ne de bize ne yapacağımızı fısıldayan suflörleri olmadan sahneye bırakılıveren oyuncular gibiyiz. Nasıl yaşayacağımızı kendimiz seçmek zorundayız.
Sartre bundan sonra, insanın varoluşunun buna dair her türlü fikirden önce geldiğini söyler. Yani varoluşum, ne olduğumdan önce gelir. "Varoluş özden önce gelir," der Sartre.