Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün kızıllığında ısındık Dağlardan çöllere düştüğümüz gün gölgene sığındık. Ey şimdi süzgün, rüzgarda dalgalı barışın güvercini savaşın kartalı. Yüksek yerlerde açan çiçeğim. Senin altında doğdum. Senin altında öleceğim.
Aynı şeye bakan iki taraf birbirine taban tabana zıt iki şey görüyorsa o gözlerin merceklerinde birer odak kaymasının meydana geldiği muhakkaktı.Ama hiç kimse o odak kaymasını düzeltecek yegâne şeyin karşılıklı konuşma ve uzlaşmaya yanaşmıyordu.Hezeyan her iki tarafta da oturup konuşmayı imkansız kılacak raddeye varmıştı.
Çıkıp şu garip vatanının yaralarını saralım demiyordu hiç kimse.Ne hikmetse her ikisininde tek gayesi vatanın , milletin mutluluğu olan iki parti o mutluluk gayesinde bir türlü anlaşamıyor;bir taraf vatanı batırmakla , öbür taraf bu tarafı vatan hainliğiyle suçluyordu.
Sırı dökülmüş bir aynanın içinde ancak yarısına kadar kullanılmış ama atılmaya kıyılamamış bir eski zaman kokusu gibi yarım kalmıştı Mücella teyzenin hikâyesi