Hayatınızda okuduğunuz ve beğenmediğiniz bütün kitapları aklınızdan şöyle bir geçirin.
Ondan sonra bu kitabı okuyun, diğerlerine şükredeceksiniz.
Normal İnsanlar'ı beğenmiştim o yüzden Sally Rooney'in bu kitabından da ümitliydim açıkçası ama 326 sayfa süren bir iç sıkıntısından başka bir şey değildi. Bana Normal İnsanlar'da en çok neyi sevdin diye sorsaydınız,iletişimsizliğin ikili ilişkiler üzerindeki etkisini harika bir şekilde yansıtmasını ve aslında bu ilişkiyi sağlamanın zaman zaman insan için ne kadar zor olabileceğini anlatmasını derdim. İnsan ilişkilerinin doğasını yoğun gözlem yeteneği ve güçlü kalemi ile yazıya döken Sally Rooney, eleştirmenler tarafından çok beğenilen bu yönünü kendi gözünde biraz fazla abartmış galiba. Kitabın konusu 2 kız arkadaşın ayrı ayrı (sayılabilecek) hayatları ve ilişkileri. 30'lu yaşlarına yaklaşan 2 kadının içinde bulundukları çıkmazlar, birbirinden aşk hayatları hariç neredeyse tamamen farklı dertleri etrafında 326 sayfa boyunca defalarca dönüyoruz. Sonuç ne? Hiçbir şey. Güzel yazılmış mı? Kesinlikle hayır. Seks sahnelerine gösterdiği özeni gerçekten karakterleri yansıtmaya harcasaymış güzel olabilirmiş.
Yakın arkadaşlarınızla buluşup, arkadaşınızın eski sevgilisini dinlerken içtiğiniz bayat kahveyi ve geçirdiğiniz sinir krizlerini, aynı şeyleri defalarca dinlemekten bıkmış halinizi ve şikayetlerini dinlediğiniz arkadaşınızın neden hala inatla aynı adama şans vermeye devam ettiğini anlayamadığınızı ve bunların size verdiği bunaltıyı düşünün. Kitap tamamen bundan oluşuyor. Üstelik sonunda ne olduğu bile meçhul. Halledilmemiş zirilyon tane sorun, mantıksız- asla aydınlatılmamış karakterler ve tabii ki bolca seks sahnesi. Kitaplarda cinselliğe karşı değilim ama okuduğumuz kitapta da bi KURGU ya da OLAY ÖRGÜSÜ olmalı