“ikisinin içinde de hem uzun zaman sonra tekrar görüşmenin verdiği bir memnuniyet, hem de belki bir daha görüşemeyeceklerini sezmekten doğan bir hüzün vardı. hayat, birbirinden ayırdıklarını, kısa bir müddet için tekrar yaklaştırır gibi olsa bile, uzun zaman yan yana bırakmıyordu. geçen günleri bir daha geri getirmek mümkün değildi ve sadece hatıralar, iki insanı birbirine bağlayacak kadar kuvvetli değildi.”
“hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli, ne de ondan bir şey eksiltmeli... bazı şeyler vardır, canımızı sıkar; ‘bu neden böyle? böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı!’ deriz. bazı şeyler de mevcut değildir. içimizden, bunların olmasını ister, hatta bu uğurda çalışırız. ikisi de saçma ve faydasızdır. insan dediğin mahluk hiçbir şey şeyi değiştiremez. bunun için, gönlünün rahat olmasını istersen, gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma...”