bir kaya güçsüzdür. tepeden aşağı yuvarlanmaya başladığı andan itibaren doğal yerçekimi ve hareketsizlik yasalarından kurtulana dek yuvarlanmaya devam eder. ama bizler kaya değiliz. bizler eğilime direnme becerisi olan varlıklarız. yuvarlanan halimizi durdurup tepeye tırmanabiliriz. onat görme arzusu muhtemelen doğal bir arzudur. peki başkalarından onay görmek için tepeden aşağı yuvarlanmaya devam mı edeceksin? her yanın pürüzsüz hale gelene dek yuvarlanan bir taş gibi kendini yıpratacak mısın? geriye kalan tek şey 'gerçek ben' olacak olan ufak ve yuvarlak bir top kalana dek bunu mu yapacaksın? böyle bir şey olamaz.
güç mücadeleleri hakkından bir şey daha söylemek isterim. her türlü durumda ne kadar haklı olduğuna inanırsan inan, diğer taraf buna dayanarak eleştirmeye çalışma. bu bir çok kişinin düştüğü bir kişiler arası ilişki tuzağıdır.
bir kişi kişiler arası bir ilişkide "haklıyım" dediği ve buna inandığı anda zaten bir güç mücadelesine girmiş demektir.
sadece geçmiş nedenlere odaklanır ve her şeyi neden-sonuç ilişkisiyle açıklamaya çalışırsak "belirlenimciliğe (determinizm) kadar gideriz çünkü bize söylediği şey, şu anımızın ve geleceğimizin çoktan geçmiş olaylar tarafından belirlendiği ve değiştirilemez olduğudur. haksız mıyım?