Divan edebiyatı bizim asırlar boyunca elde ettiğimiz birikimleri barındırıyor. Divan şiirinde insanlığın hayat tecrübeleri saklı. Sadece birilerinin dediği gibi aşk, şarap ve kadın güzelliğinden ibaret değil. Bunlarda zaten direk anlamlarıyla kullanılmamış, hepsi birer sembol niteliğindedir.
Divan edebiyatı aşktan muhabbetten gayrı, çocuk yetiştirme, aile de mutlu olma, yemek kültürüne dair, gelenek göreneklere ve insan ilişkilerine dair birçok unsuru barındırır. Yeter ki müspet bakalım biraz gayret edelim. Bir edebiyat bu saydıklarımızı içinde barındırıyorsa nasıl hayattan kopuk diyebiliriz ki?
Prof.Dr. Dursun Ali Tökel hocamızda bu dertle dertlenmiş ve “Divan Şairi Diyor ki” adında kıymetli bir eser kaleme almış. Hocamız burada divan edebiyatı hayattan kopuktur iftirasına karşı kitabın her bölümünde okkalı ve detaylı cevaplar veriyor. Okuyucuyla sohbet havasında kaleme alınan bu eser hem okuyanı sıkmıyor, hem de okudukça zihnin kandilleri yanıyor.
Dursun Ali tökel Dursun Ali Tökel
#okunmasıgerekenkitaplar #divanedebiyatı #divanşairidiyorki
Bir edebi metin ne kadar hayata dâhilse o kadar kalbimize ve ruhumuza hitap eder. Bir metin ne kadar bizi anlatırsa o kadar etkileniriz. Zamana karşı direnmesi içinde bu bir ölçüdür. Bir eser ne kadar çok kalbe dokunursa o derecede kalıcılığı yıllara sâridir. İşin içine sade ve anlaşılır bir dilde girdi mi unutulmaz bir eser haline gelir. Bir metin hayatın o çetin tecrübelerinden süzüldükten sonra içine sanatı ve hikmeti alırsa fevkalade bir eser meydana gelmiş olur. Bizim burada asıl dikkat çekmek istediğimiz konuysa hayatta ve olaylarda gizli hikmetleri bizlere anlatan hem edebi zevkimizi tatmin edip hem de hikmeti bulduran eserler. Bu eserleri okunduğunda kişiyi tefekküre sevk eder ve metinden dersler çıkarmamızı sağlar. Yine bu hikmetli ve edebi metinler insanı sarsar, titre ve kendine gel, der. Hikâyenin gizli tokatını yüzümüzde hissederiz. Böylece okuyan kişi kendine çeki düzen verir, sivri yönlerini törpülemiş olur. Böylece bu hikmetli, edebi eser okuyanlarda bir farkındalık uyandırmış olur. Bu farkındalık oluşunca da maksat hâsıl olur. Bu eserlerde ucu açık olaylar, girift karakter tahlilleri, metinlerarasılık gibi okuyucuyu yoran modern ve post modern teknikler pek yoktur varsa da yazarın o sade üslubu bu anlaşılmazlığı yener ve anlaşılır bir hale getirir.
Taha 121 Tâ-hâ 121
Dursun Ali Tökel hocamız da "Taha 121[1]" isimli hikâye kitabını hayatın orta yerinden yazmış. Olaylarda gizli hikmet hazinelerini gönlümüze nakşetmiş. Taha 121 kitabındaki olaylar ve karakterler bizlerin hayatımızda her zaman karşılaştığımız tipler ve belki de bizzat bizlerin yaşadığı olaylar. Biz bu kişilerle karşılaşıp bu olayları yaşıyoruz fakat farkında değiliz, fark etsek bile içindeki hikmetleri göremiyoruz. İşte bu noktada Taha 121 isimli hikâye kitabı imdadımıza yetişiyor ve bu