"Evet.iktidar zulüm demektir.hele denetlenemeyen iktidar."
"Peki iyi insanlar iktidara gelirse?"
"İyi insanlar iktidara gelemez.Gelse bile iktidar onu bozar,zalim yapar.
"Kusura bakmayın ama profesör,sizin aklınız Hitler'e takılı kalmış.Her iktidar öldürür ne demek?Şimdi ben saçma birşey ama iktidara gelsem öldürür müyüm sizce?"
"Evet" dedi."Öldürürsünüz.Dolaylo olarak öldürürsünüz, ölümlere neden olursunuz,ama bir şekilde iktidarınızın devamlılığı öldürmeye bağlı olur.Belki şu an da öyle bir şey yapamayacak durumdasınızdır.Ama iktidar yolu zorlu bir yoldur.Uzun bir yoldur.İnsanı dönüştüren bir yoldur Ancak hazır hale geldiğinizde,gerektiği kadar değiştiğinizde bu yolu tamamlayabilirsiniz"
Bu memlekette, kürt sorunundan yoksulluğa, hemen her meselede bir görmezden gelme, Yok sayma alışkanlığı vardı. Bir muhalif kişi bunlardan söz ederse sanki sorunları o yaratmış gibi ona öfke duyulurdu. Farklı düşünmek çok zaman düşman kabul edilmenin nedeni olurdu.
Toplum olarak sessiz bir sözleşme ile susma kararı alınmış yaşananlar genç kuşaklara aktarılmamıştı. Bu iyi miydi kötü müydü bilemiyorum. Hiç kimseye düşman olmadan yetiştirilmiştik. Bu işin iyi tarafıydı ama bir de geçmişimiz konusundaki korkunç cehaletimiz vardı.
...Zaten bir çok Türk evinde bir suskunluk vardı, geçmiş konuşulmazdı.
Türkiye'de hemen her konuda,her kurumda sorunların çözümünden ÇOK üstünün örtülmesine öncülük verilmesi,acaba bu alışkanlığın sonucu ortaya çıkan bir durum muydu?