Ah Hakan Günday ah, bu kitapla ilgili düşüncelerimi yazmazsam sana büyük haksızlık etmiş olurum. Zamanında seninle tanışma, sohbet etme ve sana sarılma fırsatı bulmuştum. Keşke o zaman bu kitabı da okumuş olsaydım. Sana Kinyas ve Kayra’nın rüyalarıma nasıl girdiğini anlatmıştım. Gülerek ve sabırla dinledin beni. Sevgiyle baktın bana. İçtenlikle sarıldın. Bu roman beni Türkiye’nin en derin gerçeklerine, tesadüfün gücüne hayretle bakmamı sağladı. İstemeden ekşi sözlükten bu kitabın yorumlarını okuma gafletine düştüm. Beğenmemişler. Oysa bu kitap günümüz Türk Edebiyatı’nın en büyük şaheserlerinden biridir benim gözümde. Hem gerçekliğiyle hem de olağanüstülüğüyle. Hakan Günday, seninle karşılıklı birer sigara ve birayla dünyanın ne kadar boktan olduğu hakkında sohbet edebilmeyi çok isterdim. Sen Türk Edebiyatına yön verebilecek, potansiyeli çok yüksek bir insansın. Gerçek nedir ve ne değildir o kadar iyi biliyorsun ve o kadar iyi ayırt etmişsin ki sana bir kez daha hayran kaldım. Umarım bir kez daha karşılaşırız, hem yeni romanlarında hem de dünyanın herhangi bir boktan yerinde...