Kitabı gercekten beklentilerimin içerisinde sevdiğimden daha çok sevdim.
Alex ve Poppy'nin birbirlerini, karakterlerinin tüm çıplaklıklarını ve kusurlarını görmelerine rağmen sevmelerine aşık oldum. bana kalırsa zaten, son günlerde unuttuğumuz bir husus olarak; birini sevmek için önce onu tanımanız gerekir. Tüm ayrıntılarını bilmediğiniz, çirkinliklerinde bile güzellik görme hissini yaşayamadığınız bir ruhu sevdiğinizi savunmanız saçmalıktan daha azı değildir. Alex ve Poppy birbirlerini tanıyor, tüm kötü versiyonlarını görmelerine rağmen seviyorlardı. Korkuları vardı, çekinceleri vardı fakat buna rağmen sonunda önemli olanın korkulara kapıldığımızda geri çekilmek yerine korkulara kapılmamıza rağmen beraber olup o korkularla yüzleşmek olduğunu anladılar.
Zaten arkadaşlıktan aşka romanlarını epey severim, ayrıca aşk hikâyelerinde geçen yıllar, sorunlar, yanlış anlaşılmalar benim için o hikâyeyi daha akılda kalıcı yapar çünkü zorluklar gün içerisinde aklıma gelip durur ve düşünmekten kendimi alı koyamam. Alex ve Poppy'nin hikâyesi, kesinlikle günlük hayatımda işlerimi tamamlarken birden aklıma düşecek ve beni duvarları izleterek kendine bağlayacak bir hikâyeydi.
Puan kırma nedenim açıkçası, yazarın kitabın sonundaki notta "Sizce Alex ve Poppy ilişkilerini sürdürebildiler mi?" gibi bir şey yazmasıydı çünkü beni niye daha da fazla ağlatıyorsun ki? elbette sürdürebildiler. İki insan yıllar geçse de zorluklar geçse de birbirlerinden kopamayıp birbirlerini böylesine sevmeye devam ediyor, birbirlerine fazlasıyla değer veriyorlarsa o iki ruhun kopmaya niyeti yoktur bence.
Bu nedenle, Alex ev Poppy'nin hayatlarına mutlu bir şekilde devam ettiklerine, koca bir aile kurduklarına fazlasıyla eminim. Ev bazen dört duvar arasından ziyade bir insandır ve Alex ve poppy'nin de