Halkın bilmediği bir adam olarak yaşadığım sürece her tanıyan sevdi beni, bir tek düşmanım yoktu. Fakat bir adım olduğu gün, bir tek dostum kalmadı. Büyük bir mutsuzluktu bu; mutsuzluğun daha büyüğü de dost adını alan ve bu adın verdiği hakları ancak beni mahvıma sürüklemek yolunda kullanan kimseler arasında bulunuşum oldu.
Yepyeni bir yolda tek başıma ilerlediğimi görüp kıskanan bu sözde dostlar benim mutluluğum için çalışır gibi görünüyorlar, aslında ise beni gülünç düşürmeye uğraşıyorlardı; bunlar, şerefimi lekeleyebilmek için önce beni kötülemekle işe başladılar. Kıskandıkları, edebiyat alanındaki şöhretimden ziyade tarihini yukarıda işaretlediğim benliğimdeki reformdu.
... dostluk güvenine ihanet etmek, bütün anlaşmaların en kutsalını ayaklar altına almak, vicdanımıza emanet edilmiş sırları açığa vurmak, aramızdan uzaklaştığı halde gene bize saygı duyan dostu aldatarak şerefini çiğnetmekten zevk almak... bunlar kabahat değil, ruh âdiliği, kara yürekliliktir.