Gidenlere hep öyle gelir, bir şey unutmuşlar gibi. Oysa zaten bir şey unutmak için gider insan. Giderken bir şey unutmak sorun değil, insan çok daha büyük bir şeyi unutmak için gider. Geride kalanların ne anlamı olabilir ki?
Kendimi dışarıdan izliyorum ve nasıl içeri girebileceğim hakkında bir fikrim yok. Toprak ayaklarımın arasından ikiye ayrılıyor. Hangi tarafa geçeceğimi bilmediğimden durduğum yer mezarım haline geliyor.
Artık kimseler inanmayacak bir zamanlar bir kalbim olduğuna. Kimseler inanmayacak bir zamanlar bir yaranın hatırıına gözlerimden kan akarcasına, şah damarım çatlayacakmışcasına sustuğuma. Bir ismim olduğuna. Yaşadığıma. Kimse inanmayacak. İnanmasınlar olsun. Ben de inanmıyorum. Onlara, onların inandıklarına, kendime.