Ayşe

Ayşe
@llayssee_
Dm’ye bir şarkı bırakabilirsiniz..
“Kalpler birbirinden uzaklaştıkça sesler yükselir, yaklaştıkça fısıltıya döner. Kavgada bağırmanın, sevgide fısıldamanın sebebi budur.” Kapitalizm, kalplere hitap etme illüzyonuyla kendi sesinden başka bütün sesleri bastıran bir çığırtkan satıcı gibi hayatlarımızda var oldukça… Diyaloglarımızın tonu, desibeli yükseldikçe… Kendi sesimizden, kendi sözümüzden başkasına tahammül edemez hale geldikçe… İrfani geleneğimizin “kalpten kalbe” olan yollarını unutmaya hazır olmalıyız.
Sayfa 176 - Tuti Kitap·Kitabı okudu
Reklam
“ Dünyanın ve kendi zatının sevgi mihverinde döndüğünü de biliyordu. Sevgi olmasaydı.. ah, böyle bir şeyi hayal etmek bile mümkün görünmüyordu ona, çünkü sevgi olmasaydı diye düşünmek ona,bir balığın su olmasaydı hayat nasıl olurdu tasavvuruna benzerdi.”
Sayfa 96 - İz Yayıncılık·Kitabı okudu
“ Nereden nereye? Demek ki, bir kere daha bu yanlışı işlemeyemeyeceğim diye kesin karar verdiğinde, o yanlıştan dolayı utanç ve pişmanlık duyduğunda, o yanlışı işlememiş sayılıyorum. Kimilerine göre böyle bir karar küçük adam işi oluyor, büyük adam ya da üstün insan yanlışlarınlarından pişmanlık duymayanlardır, yanlışlarının üstüne basıp geçebilendir. Ama bu durum böbürlenmeyi aşırı hale getirmekle bir değil mi? Çünkü işlenmiş olan bir yanlış, bir topluluk içinde işleniyor ve o yanlıştan doğan, doğacak olan sonuçlar herkesi bir ölçüde ilgilendiriyor ve zarara sokuyor, böyle bir durumda insanın bir başınaymış gibi davranması, başka herkesi çiğnemiş olmayı tazammun etmiyor mu? Öyleyse nasıl olur da, ben yaptığım yanlışın üzerine basıp geçebilirim denebilir ve böyle bir şeyi vicdan nasıl kabullenebilir?
Sayfa 91 - İz Yayıncılık·Kitabı okudu
"...O, şu anda bir kuyuda bulunuyor ama gömleği kardeşleri tarafından soyulmuş değil; o, bir kuyuya düşmüş bulunuyor ama bunun sorumluluğunu yükleyebileceği bir kardeşleri var değil; o, bir kuyuya düşmüş bulunuyor ama kuyudan çıkınca yolunun düşeceği yönün Mısır olup olmayacağı, Mısır'da maliye nazırı olup olmayacağı belli değil.. Bir Züleyha'sı var mı, belli değil. Yani hiç bir şey belli değil. Kuyunun ucunda ışık görünmüyor. Böylece o, Yusuf olmayan bir Yusuf olarak kuyuda -bir kere daha: Belki lağımda- talihini denemeye hazırlanıyor: Darmadağınık duran Tanrı'sının ya da tanrılarının kimliğini kestirmeye çabalıyor: Onun bir Züleyha'sı olmadı, doğru, çünkü onun birden çok Züleyha'sı oldu, belki de onun dağınık tanrılarından birileri o Züleyhalardı... Düşündü: Nefsine itibar etmediğini sanıyordu, ama acaba nefsini, ona itibar etmediğini söyleyerek mi izzetliyordu? Ona böyle düşünülebileceği öğretilmişti: Nefsin oyunlarının şeytanınkinden aşağı kalır yanı olmadığı belletilmişti. Nefs, diyorlardı, kendine itibar etmediğini söyler ve kendine itibar etmediğini itiraf ederek bundan pay çıkarmaya girişir: Nefse, belki de bu yüzden zalim, diyorlardı. Ona şu da öğretilmişti: Zulüm, bir şeye hakkı olan şeyi vermemektir! Nefs, kendine zulüm uygulandığını ileri sürerek de bundan kendine pay çıkarmaya girişebilir..”
Sayfa 80 - İz Yayıncılık·Kitabı okudu
“...aşkın kendisi zaten düz bir ilişki değildi, aşk düz bir mantıkla açıklanabilecek bir olgu değildi, o, düz mantığı her zaman aşmıştır; aşk denklik falan gözetmiyor, o, hiçbir şey gözetmiyor: o, ortaya çıkıyor ve varlığını dayatıyor, o kadar! Düz bir evlilik için aranan denklik aşk konusunda geçerliğini yitiriyor.”
Sayfa 75 - İz Yayıncılık·Kitabı okudu
Reklam