Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 10 dk.
Sayfa Sayısı:
112
Basım Tarihi:
19 Ocak 2022
İlk Yayın Tarihi:
Şubat 2017
Yayınevi:
İz Yayıncılık
ISBN:
9789753553926
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

~ Yolculuk Nereye? ~
7/10
·111 syf.·
2025 135. kitabı
“O, şu anda bir kuyuda bulunuyor ama gömleği kardeşleri tarafından soyulmuş değil; o, bir kuyuya düşmüş bulunuyor ama bunun sorumluluğunu yükleyebileceği bir kardeşleri var değil;••” (s.88) ~~~~~ Rasim Özdenören bu kitabında, modern insanın nefs mücadelesini Hz.Yusuf (as)'ın kıssasını yeniden kurgulayarak anlatmış. Bu tür yapıya,"Metinlerarası yapı (Intertextuality)" ismi veriliyor. Özelliği ise, başka bir metne bilinçli göndermeyle yapı kurmak; hikâyenin anlam örgüsünü derinlikli bir şekilde taşımak/çerçeve kurmaktır. Hikâye, yeni umut arayışıyla küçük bir şehre gelen Yusuf adlı karakterin bir trenden inip ıssız görünen tren istasyonunda yürürken sıkıntılı ruh halinin tasviriyle başlıyor. Yusuf, aslında manevi bir yolculuğun içinde bulunuyor; çünkü bu sıkıntılı vaziyetinin nedeni işlediği günahlar.. Sürekli bu buhrandan kaçma halinde görünüyor. Bir taraftan da çare arıyor, lakin nerede ve nasıl bulacağını bilmeden.. Kıssadaki hikayeye benzer hadiseye yaklaştığımızda Zeliha isimli bir karakter çıkıyor. Hz.Yusuf, kendisine yapılan ahlaksız teklifte, arkadan yırtılan gömleği ile davetçiden kaçtığı anlaşılıyordu. Bu hikayede önden yırtılan bir gömlek var! Hz.Yusuf'u kuyuya atan kardeşleriydi. Bu hikayede Yusuf'un acımayla ve şefkatle açılan nefsi, şehvete yenilmesiyle kuyuya itilmesine neden oluyor. Sonrasında karakterin sorgulamalarıyla birlikte derinleşen buhranında, içine düştüğü kuyu mudur yoksa lağım mıdır ikileminde ilerliyor. Nereye gittiğini bilmeden çıkıyor, arıyor, arıyor, durmadan arıyor.. Kaçtığı nefsi, onun getirdiklerinin ağırlığıyla ilerleyerek.. Bir caminin küçük avlusunda namazdan sonra otururken buluyor kendini ve yanında bir adam beliriyor: "Sen başıboşlardan mısın, kardeş?" Kendisini sarsan ilk cümle oluyor bu aslında ama manasına varamıyor
Edebiyat
KuyuRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 20221,104 okunma
10/10
·112 syf.··
2022 8. kitabı
“Soluk alıp vermesi, kımıltılar..canlı varlığın görünen bütün devinimleri… her şey, her şey ona aczini, zavallılığını haykırıyordu. Ama ah, şimdi uyuması gerekiyor.” Ülfet.. Günümüz Türkçesiyle; alışma. Gönül perdelerimizi şöyle bir sıyırırsak binbir mucizeyle dayalı döşeli şu kâinata kaç gaflet perdesinin ardından bakıyoruz, göreceğiz. Şu yağan kara, bir köşede kulağını kaşıyan kediye, taşın kalbinden fışkıran ota, etimize, kemiğimize, kendimize… Biliyoruz, elbet çağın bir kıskacıdır hayret duygusunu yitirmek. Tefekkür kalesinden pusatlarımızı indirip göğsümüzü gere gere indiğimizden beridir başımızın etrafında uçuşan sineklerin alay malzemesi olduk.(Ömer.F. Dönmez’e kalb-î selâm). Biz bu kaleyi terkedeli çok kuyuya da baş aşağı yuvarlanır olduk. Her kuyudan öte dünya kuyusuna. Hepimizin bir parçasıyla, kiminin gözüyle, kiminin diliyle, kiminin gönlüyle, kiminin aklıyla yuvarlandığı dünya kuyusuna. Rasim Özdenören bu kitabında hülâsa-i kelâm, düştüğü kuyulardan çıkma ümidiyle geldiği küçük bir kentte gömleğinin önden yırtılmasıyla daha büyük bir kuyuya yuvarlanan Yusuf’un hikâyesini konu almakta. İsimlerden aşikar, merkezde Hz. Yusuf (as)’ın kıssası ilham alınmakta. Davetçiyse Züleyha değil Zeliha. Kuyuya itecek abiler yok. Kuyuya itenler şehvet, şefkat, acıma. Nefs. Kuyudan kurtaracak kervansa günahına bin nedâmetle ağlayanların yanı başında olduğu gibi Yusuf’u da bir cami avlusunda buluyor. Rahmet esintisi gibi gelen bir adamın sözleriyle irkiliyor ve dahi diriliyor: “Sen başıboşlardan mısın? Köpekler de, dedi adam, başıboş gezerler, insanların köpeklerden farkı… bir yere bağlı olmaları. Bağlandıktan sonra da köpek gibi bağlı olmaları…sadakatle. (s.48)” “ve ne tuhaf çağrışımlar söyle kardeş başıboşlardan mısın sen de evet köpekler gibi başıboşlardanım ben de ama
KuyuRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 20221,104 okunma
Puan vermedi·112 syf.·
2022 7. kitabı
Kuyu; hakikatlerin, nefsin, ruhun, ikilemlerin, sayıklamaların ve arayışların kuyusu... Aslında hepimiz bir kuyunun içindeyiz. Defalarca kez kuyuya düşmüşüzdür, kimi zaman farkında olmadan, bazısı derin, bazısı dar.. bu durum umutsuzluğa kapılmamıza, kapana kısılmış gibi hissetmemize neden oluyor ve işte burada başlıyor sorgulamalar, çelişkiler, nefsimizle mücadelemiz... Rasim Özdenören'in öykülerini bilen bilir ki diğer öykülere hiç benzemez, çünkü kelimeleri en ince ayrıntısına kadar yerli yerinde kullanarak olağanüstü atmosfere sürüklüyor okuyucu. Kitap Yusuf ile Züleyha'nın kıssasından esinlenilmiş. İmgelerle ve derin tasavvurlarla yüklü bu kitapta karakterimiz Yusuf gibi sürekli düşünmeye itiyor. Bir karmaşanın, keşmekeşin içinde buluyorsunuz kendinizi, daha sonra zihninizde bütünleşiyor her şey, yavaş yavaş anlıyorsunuz..
KuyuRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 20221,104 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2017 64. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2017 21:43
Bir yazarı sevince "tüm kitaplarını alıp, okuma" huyum sayesinde Rasim hocanın 'Kuyu' kitabını da bitirmiş bulunmaktayım ve finali bu öyküyle yapmak beni ayrıcalıklı hissettirdi , şiddetle tavsiye edebileceğim bir öykü .. Nefsin eğitilmesi gereken bir köpek olduğu düşüncesi öyle güzel metaforlarla anlatılmış ki Yusuf ile Züleyha kıssasını günümüz gözüyle değerlendirerek kendinizi hesaba cekeceğiniz, bir solukta bitireceğiniz bir eser ..
KuyuRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 20221,104 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2016 5. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2016 19:49
Rasim Özdenören'in okuduğum ilk kitabı ve çok geç kalmışım ne yazik ki. Okumadan önce gördüğüm yorumlardaki gibi gerçekten alışılmışın dışında çok özgün bir anlatımı var. Bu adamın kalemi bir harika dedirtiyor adeta. Her sayfası dolu dolu olan ilmek ilmek işlenmiş bir hikaye.. Birçok şey okuyucunun tasavvuruna bırakılmış. Ana karakterin düşüncesiyle birlikte sizi de düşünmeye itiyor, okurken birçok kez derin derin düşüncelerde buldum kendimi, defalarca okuduğum yerler oldu. Başlarda garip bir hikaye olarak ilerliyor fakat ortalara gelince kopuşlar başlıyor. Nefs muhakemesi için çıkılan yolda nefs adına çırpınışlar, mücedeleler ve yolun sonu.. "Kuyu"nun dibi, "kuyu"nun sonu.. Nasıl çıkılırdı kuyudan ?
KuyuRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 20221,104 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2020 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2020 20:07
Hayatı sorgulatan, içinde bulunduğumuz kuyuyu gün yüzüne bir hikaye güzelliği ile çıkaran Rasim Özdenören’in kalemi yine konuşuyor. Bizi, bizde, biz ile beraber anlatıyor. Hani günümüzün revaçta olan konularından biridir “Tükenmişlik Sendromu”. Derler ben tükendim kardeşim, bu sendroma yakalandım diye. Yok kardeşim, sen kendi kuyunda, kendinden habersiz, bi çare kayboluyorsun. Bunun adına da tükenmek diyorsun. Diyorsun çünkü o kuyu seni boğuyor. Somut anlamda düşünürsek Yusuf (a.s)’ın atıldığı kuyu gibi. Sen nefs ile âkıbet’in arasında bir kuyu içerisinde debelenen bir yolcusun. Ve bu yolculuk ise, ancak o kuyunun farkında olabilme kaydı ile bir amaca erişebiliyor. Eser de bu durum yine bir Yusuf karakteri aracılığıyla derin bir kuyu yolculuğunda aktarılmış. Nefs mutluluğu, dünya güzelliği Züleyha mı, sonsuz güzellik Bâki mi? Bu tartışma çerçevesinde yazılmış bi eser. Öyle ki kendimizi irdelememiz, dönüp aynaya bakmamız açısından okunması gereken bir kitap. Yedi güzel adam güzelliğini ve insana dair bitmek bilmeyen kederini aktarmış Rasim Özdenören. Zarifoğlu’nun dediği gibi; Yedi dinmez kedersiniz, uslanmaz yedi güzel adam. Bu eserdeki kederimizle kederlenebilmek duasıyla. Keyifli okumalar :)
Din
KuyuRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 20221,104 okunma
8/10
·112 syf.··
2020 8. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2020 18:20
Rasim Özdenören'den okuduğum ilk eser, yazarın alışılmışın dışında okunması kolay gibi görünen ama düşünmeye sevk eden aslında zor bir dili var. Kitap ne kadar ince, bir çırpıda bitiverecekmiş gibi görünse de sindire sindire, kendi hayatlarımızla üzerinde muhakeme yapılarak ve biraz dini-tasavvufi alt yapıya sahip olunarak okunması gereken bir yapıda. Baş kahraman Yusuf'tan yola çıkılarak Yusuf ile Züleyha kıssasına göndermeler yapılarak, insanın nefsiyle mücadelesi ve nefsinden kaçmaya çalışması, düştüğü kuyudan nasıl çıkabileceği bazen gerçek hayattan bazen de kahramanın rüyalarından, sembollerden kesitlerle okuyucu düşünmeye sevk edilmiştir. Eserin son sayfasına, kendi günahlarınızı belki de kuyunuzu düşünürken bitmemişlik duygusuyla geleceksiniz. "Söyle bakalım ahbap, şimdi biz kuyunun içinde miyiz, dışında mı?"
KuyuRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 20221,104 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2025 19:21
Rasim Özdenören kaleminden öykü ve hikaye okumamın üzerinden çok zaman geçmiş. Çoğunu okumuş ve okurken çok etkilenmiştim ancak tarzını unutmuşum ya da bu kitapta kullandığı üslup farklı. Asla kötü bulduğum için değil ancak Rasim hoca böyle bir üslup kullanıyor muydu anımsayamadım. Güray süngü ile Ömer Faruk Dönmez arası mı diyeyim? Yoksa apayrı bir kulvar mı diyeyim bilemedim. Benim zaten okumaktan hoşlandığım bir tarz olduğu için ben rahatsız olmadım. Ama garip bulanlar olmuş. Neyse kitaba gelirsek ana karakterimiz Yusuf adında kendini henüz bulamamış, sonu nereye varacağı bilinmeyen yollarda, zamane tabirle tükenmişlik sendromunda bir genç. Yazarımız karakterin bu durumunu Yusuf Aleyhisselam’ın kuyuya düşmesiyle benzetiyor. Ve kuyu metaforunu kullanmaktan çekinmiyor. Durum buyken Yusuf’un karşısına hiç ummadığımız karakteristikte bir Zeliha (Züleyha) çıkıyor. Ve Yusuf düşmüyor adeta yuvarlanıyor kuyuya. Yine kitapta “köpek” metaforu da bolca kullanılıyor ki nefs tasavvufta köpektir. Bir yandan kamil bir şeyhe varıp tüm her şeyden tevbe edip nefsini itaat ettirme isteği. Bir yanda nefsinin heva hevesleri. Bulabilecek mi aradığını? Çıkabilecek mi düştüğü kuyudan? Bu kitap bana çok şey düşündürdü fakat birini dile getirmek istiyorum; bence insanın ne kadar dipte olması, ne kadar günahkar olması onun yükselmesine ve arınmasına engel değil. Yeter ki bunu istesin, adım atsın. Sözlerimi hepimizin bildiği, kitapta da geçen bir cümleyle bitireceğim; “Hakikat aramakla bulunmaz, ama onu bulanlar arayanlardır.” Keyifli okumalar.
KuyuRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 20221,104 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
Bir yerlere gitmek amacını şaşırmadan gerçeklik duygusunu yitirmeden gitmek durmamacasına gitmek / bir ânın içine sıkıştırabileceği hayatı buydu işte.
KuyuRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 20221,104 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2017 3. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2017 23:14
Rasim Özdenören ismi "Yedi Güzel Adam" vasıtasıyla duymuş olduğum bir isim.Sonrasında bir konferansında bulundum ve kendini dinleme fırsatım oldu.Kitaba başlarken nasıl bir üsluba sahip olduğunu tahmin ediyordum.Ama o da ne bu gerçekten Rasim Özdenören'in mi eseriydi?Kitap 33 bölümden oluşuyor ve ilk bölümler bana biraz müstehcen geldi.Yine de devam ettim nereye bağlanacak bunun sonu diye, iyi ki de devam etmişim.Kahramanımızın ismi Yusuf ve kitabın geri planında "Yusuf ve Züleyha" kıssası yazara özgü bir şekilde işlenmiş.Ayrıca nefis terbiyesi konusunda yazılanlar üzerinde düşünülmesi gereken kısımlar bence.Ben hızlı bir şekilde okudum ama biraz daha sindirerek okunsa verilmek istenen mesajlar daha iyi anlaşılacaktır diye düşünüyorum.Ha birde bu kitabı okurken alışılmış hikaye kalıplarını bir kenara bırakın bence, iyi okumalar.
KuyuRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 20221,104 okunma

Yazar Hakkında

Rasim ÖzdenörenYazar · 51 kitap
Rasim Özdenören, Türk öykü ve deneme yazarıdır. İlk ve orta öğrenimini Maraş, Malatya, Tunceli gibi Güney ve Doğu şehirlerinde tamamladı. İ.Ü. Hukuk Fakültesini ve İ.Ü.Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirdi. Devlet Planlama Teşkilatı'nda uzman olarak çalıştı. Bir ara araştırma amacıyla ABD'nin çeşitli eyaletlerinde, 1970-1971'de iki yıl kadar kaldı. 1975 yılında Kültür Bakanlığı Bakanlık Müşavirliği görevine geldi. Aynı bakanlıkta bir yıl da müfettişlik yaptı. 1978'de istifa ederek ayrıldığı devlet memurluğuna bir süre sonra tekrar döndü. Çok Sesli Bir Ölüm ve Çözülme adlı hikayeleri ayrıca TV filmi yapılmış, bunlardan ilki, Uluslararası Prag TV Filmleri Yarışmasında jüri özel ödülünü almıştır. Rasim Özdenören'in, Türk edebiyatında adını duyurmaya başladığı yıllar, köy romancılığının etkisinin artık azalmaya başladığı, varoluşçu yazarların etkisinin daha fazla hissedildiği yıllardır. O yıllarda roman ve öykü yazarları genel olarak Batı kaynaklı bir anlayışla, sanki dışarıdan bakan bir gözle eserlerini yazmışlardır. Özdenören ise daha çocukluğunda Anadolu'nun birçok ilini gezerek, orada yaşayarak, köyünü, kasabasını, şehrini tanıyarak, kendisine ';ayrıntı avcısı' dedirtecek bir özellik ve güçlü bir tasvir yeteneğiyle, insanın evrensel yanlarını öne çıkararak yazmıştır öykülerini. Yazar, gençliğinin ilk yıllarından itibaren kendine edebiyatı ciddi bir meşale olarak seçen insanlardan oluşan bir arkadaş grubuna dahil olmakla, sonraki yıllarda şekillenecek edebi şahsiyeti için çok önemli bir zemin bulmuştur. Bu arkadaş grubu Özdenören'in anlaşılmasında kilit konumdadır. Çünkü Özdenören'in okumaları, edebi ilgileri büyük oranda bu arkadaş grubunda şekillenmeye başlamış; sonraki yıllarda tanıştığı Sezai Karakoç'un etkisiyle bir bütünlük kazanmıştır. Özdenören'in Amerika'ya gidip orada iki yıla yakın bir süre kalması vesilesiyle çağdaş dünyanın en önemli merkezini tanımasının da eserlerine olumlu yansımaları olmuştur. O, yerli olmak nedir, bu nasıl gerçekleştirilir, sorularının cevabını öyküleriyle vermiş bir yazardır. Hikayelerinin kahramanları, çevremizde rahatlıkla görebileceğimiz, dokunabileceğimiz kişilerdir. Rasim Özdenören, gerek denemelerinde gerekse öykülerinde, meselenin anlatmak olduğunu ilk öykülerinden başlayarak kavramış bir yazardır. O, İslami kimliğiyle tanınan bir öykücü olmasına rağmen öykülerinde hiçbir zaman, dönemindeki birçok yazarda görüldüğü gibi, inandığı şeyleri okuyucusuna dayatmamış, vermek istediği mesajı öyküyü örselemeden, akışı ve yapıyı bozmadan anlatmayı bilmiştir. Anlatırken de dili ustaca kullanmış, yer yer de adeta şiir yazmıştır.