Büşra Nur

@llllbusraa·
·
sabitlendi
Midemde yılanlar var. Kıpraşıp duruyorlar. Bir o yana, bir bu yana. Kımıl kımıl. En az bir metre olmalılar, kalınlıkları iki parmak. Renk renk, desen desen. Ne zaman, nasıl oluştular bilemem. Arada uyuyorlar, arada deliriyorlar, rahatsız olduğumu söyleyemem. Varlıklarına alıştım. Kaç tane olduklarını saymadım ama tahminime göre üçü geçmezler. Yani midem daha fazlasını almaz, kaldırmaz. Nereden mi biliyorum? Çok yediğimde rahatsız oluyor, fıldır fıldır dönüyor. Dur diyorum o zaman, başımı döndüreceksin. Başım dönerse hiç iyi şeyler olmaz,, Boğazım gıcıklanıyor. Öksürüyorum. Küçük küçük. Geçmiyor. Ne yapmalıyım? Büyük öksürsem yatağın ortasına dökülecekler. Toparlayamadan dağılacaklar odanın dört bir köşesine. Sonra uyu uyuyabilirsen. Uyuyamadıkça midemin bulantısını daha fazla hissedeceğim. Daha büyük öksüreceğim, canım çıkacak kadar büyük. Onlar pusmazsa ben kusacağım. Bulantıyla öksürmenin bir adı olmalı. Onlar hareket ettikçe bir midem olduğunu hatırlıyorum, yaşadığımı yani, henüz ölmediğimi.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Büşra Nur

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.·
2026 9. kitabı
Zülfü Livaneli
6.8/10 · 18,5bin okunma
Ne gümüş bir çocukluk ölümün mavi cinleri uykusunda bıraktığı saçlarındaki yangın o balçıkla beslenen saçlarındaki yangın ona doğru uzanınca akşamın kanlı eli sönmüş ateşlerini öptü tapınağımınona cinleri sığındıran ay korkusudur ne gümüş bir çocukluk ölüler gibi sağlam ölüler gibi soyunmuş artık korkularından onu ben ne kadar buldum desem yok olur çünkü girilmez tarlasına ay kokusundanya güneş ya da morluk onu ben yağmurladım takvimlere kinle baktığı zamansızlık içinde belki de yumuşak tüylerini öptü akşamın ya da oğlaklar sığınıyor çiçekliğine.
ötesine aklım ermedi hiçbir zaman müdrik miydim nâtık mıydım hâfız mı adım bir intikam olarak bari anılacak mıydı acaba tuzun gözüme durduğunun farkında olmadım şerbetini bana ekşittikten sonra sundukları kızılcık fark etmedim damarlarıma sızmış cinsî temas haline getirmiş beni olağan bile saymadığım dünyayla gaflet miymiş yaşadığım istiğrak mı nereden bilecektim canıma batan dikenleri ayıklamaya dalmışken ibadetimden olmasa bari derken kuşkum savaş bitmiş ben nöbette unutulmuşum