ben sende ardı arkası kesilmeyen bir korku sevdim.
o rutubet kokan loş yüzündeki kanalizasyonları, az kelimeyle kurduğun cümlelerdeki gizli soru işaretlerini, barlardan çatlak bardak gibi atılmayı beklemeni, serserice patlamalarını, yuttuğun toplu iğneleri ve bir film hilesi hissi uyandıran utangaç hasret pozlarını sevdim
dokunamadım sana, parmak uçlarım neşterdi çünkü.
kırılan bir kemiğin sesiyle veda ederken, bir nedeni yok. yalnızca öptüm.