Dil ilmi bakımında şöyle düşünmek lâzımdır. Yalnız Türkçede değil, bütün büyük dillerde üç çeşit kelime vardır. Birisi; o milletin kendi öz malı olan kelimeler. İkincisi, çeşitli münasebetlerle başka milletlerden alınan kelimeler. Fakat bunlar bâzı ses değişikliğine uğrar, şekil değişikliğine, mana değişikliğine uğrar, etraflarında mecazi kullanışlar ve deyimler teşekkül eder ve o milletin malı olur. Bir de yabancılığını muhafaza eden kelimeler vardır. Başka milletlerden alınmıştır, fakat yabancılığını muhafaza etmektedir, Bunu Türkçeye tatbik edersek, Türkçede de üç çeşit kelime olduğu görülür. Birisi, aslında Türkçe olan kelimeler. İkincisi, başka dillerden, hususiyetle Arapçadan, Farsçadan alınmış fakat Türkçeleşmiş kelimeler. Bunların öbür Türkçe kelimelerden hiçbir farkı yoktur. Yâni bunlar Türkçeleşmiştir, Türkçedir. Bir de başka dillerden alındığı halde yabancılığını muhafaza eden kelimeler vardır. Arapçadan, Farsçadan, Batı dillerinden girmiş, fakat Türkçeleşmemiş kelimeler... İşte bu çeşit kelimeler atılabilir. Türkçeleşmiş kelimelere dokunamayız. Çünkü bunların, diğer aslen Türkçe olan kelimelerden hiçbir farkı kalmamıştır.