Samet

Samet
“Şu fâni dünya saadetleri içinde hiçbir şey, aziz Türk çocuklarına Türk dilini öğretmek kadar güzel bir hizmet değildir.” Nihad Sâmi Banarlı
İstanbul
19 kütüphaneci puanı
1275 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Bir dilin zenginliği
Zenginlik, bir dilin ifade kabiliyeti, ifade gücü var mı, yok mu, o zaman belli olur. Bunu da tâbirlerin çokluğu temin eder. Bir dilde deyimler çoksa o dilin anlatış gücü fazla demektir. Mecazi kullanılışlar çok ise o dilde yine bir kudret var demektir. Anlatış fiillere dayandığı için fiil sigaları zengin mi, değil mi?… Bunlara bakmamız lâzımdır. Meseleyi bu şekilde ele aldığımız takdirde Türkçenin çok zengin bir dil olduğu ortaya çıkar. Çünkü Türkçede tâbir çok, deyim çok. Türkçe, tâbirler bakımından çok zengin. Aynı zamanda Türkçede bilhassa fiil çekimi sigaları fazla. Türkçe, fiil çekimi bakımından zannediyorum dünyada en fazla imkâna sahip olan bir dil. Meselâ; «gelmişmişim» fiili, nakli mazinin (anlatılan geçmiş zamanın) rivayeti oluyor. Yani, kendim bilmiyorum, başkası bana söylüyor, fakat o da görmemiş, o da başkasından naklen söylüyor. Şimdi «gelmişmişim» gibi bir ifade dünyanın hiçbir dilinde tek bir fiilde anlatılamaz, Bir veya iki cümleyle anlatılır. Bu, Türkçenin bir zenginliği...
Sayfa 26 - Bedir Yayınları, İstanbul, 1981·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kadri Timurtaş hocanın kelime tasnifi:
Dil ilmi bakımında şöyle düşünmek lâzımdır. Yalnız Türkçede değil, bütün büyük dillerde üç çeşit kelime vardır. Birisi; o milletin kendi öz malı olan kelimeler. İkincisi, çeşitli münasebetlerle başka milletlerden alınan kelimeler. Fakat bunlar bâzı ses değişikliğine uğrar, şekil değişikliğine, mana değişikliğine uğrar, etraflarında mecazi kullanışlar ve deyimler teşekkül eder ve o milletin malı olur. Bir de yabancılığını muhafaza eden kelimeler vardır. Başka milletlerden alınmıştır, fakat yabancılığını muhafaza etmektedir, Bunu Türkçeye tatbik edersek, Türkçede de üç çeşit kelime olduğu görülür. Birisi, aslında Türkçe olan kelimeler. İkincisi, başka dillerden, hususiyetle Arapçadan, Farsçadan alınmış fakat Türkçeleşmiş kelimeler. Bunların öbür Türkçe kelimelerden hiçbir farkı yoktur. Yâni bunlar Türkçeleşmiştir, Türkçedir. Bir de başka dillerden alındığı halde yabancılığını muhafaza eden kelimeler vardır. Arapçadan, Farsçadan, Batı dillerinden girmiş, fakat Türkçeleşmemiş kelimeler... İşte bu çeşit kelimeler atılabilir. Türkçeleşmiş kelimelere dokunamayız. Çünkü bunların, diğer aslen Türkçe olan kelimelerden hiçbir farkı kalmamıştır.
Sayfa 24-25 – Bedir Yayınları, İstanbul, 1981·Kitabı okudu
Halk edebiyatı & Divan edebiyatı
Halk Edebiyatı ile Divan Edebiyatı dil malzemesi bakımından birbirine pek de uzak sayılmaz. Aslında, yanlış bir telakki var. Halk edebiyatı tamamiyle Türkçe kelimelerden müteşekkil bir dille yazılmış zannediliyor. Divan edebiyatı ise çok karışık bir dille, Arapça, Farsça ve Türkçe karışımı Osmanlıca denilen bir dille yazılmış şeklinde… Bazı eserler istisna edilirse böyle bir hükme varamayız. Halk edebiyatı olsun, divan edebiyatı olsun, aşağı yukarı aynı dille yazılmıştır. Yalnız divan edebiyatında Arapça, Farsça terkipler (tamlamalar), birleşik sıfatlar daha fazla görülüyor. Fakat aslında malzemeler aynıdır.
Sayfa 19-20 – Bedir Yayınları, İstanbul, 1981·Kitabı okudu
Türk yazı dilleri içerisinde en işlenmiş, en mükemmel hale gelmiş yazı dili Osmanlı Türkçesidir. Bütün eski ve yeni yazı dillerimizi nazar-ı itibara aldığımız takdirde, gerek Eski Türkçe devresinde, gerek Orta Türkçe ve gerek daha sonra meydana gelmiş olan Azeri Türkçesi, Çağatay Türkçesi, Kazan Türkçesi... Yani bütün yazı dilleri içerisinde Osmanlı Türkçesi en mütekâmil, en güzel, en işlenmiş yazı dilimiz oluyor... Osmanlı Türkçesi altı yüzyıl işlenmiş, çok büyük san’atkârlar çıkarmış, ifade gücü son derece fazla olan bir dildir.
Sayfa 16-17 – Bedir Yayınları, İstanbul, 1981·Kitabı okudu
Dil meselesi
Bir milletin dili bozulursa kültüründe buhranlar başlar. San’at, edebiyat ve fikir sahalarında çöküntüler meydana gelir. Kitleler birbirini anlamaz hale düşerler. Bir milleti içten yıkmak için dilinde anarşi meydana getirmek ve böylece kültürünü çökertmek, ilk başvurulan harekettir. Düşman propaganda ve çalışmasının başlıca hedefi budur.
Sayfa 10 - Bedir Yayınları, İstanbul, 1981·Kitabı okudu
Dil meselesi