(Aydınlanma), "Doğanın mı, Tanrı'nın mı, yoksa insanın mı ontik önceliği olacağı" sorusuna radikal bir cevap verilmesinin ifadesidir. Tartışma, Aydınlanma'nın Tanrı'yı denklemden çıkarmasıyla nihayet bulur. Tanrı'nın denklemden çıkarılmasıyla birlikte, geriye kalan iki değişken (doğa ve insan) Tanrı'ya atfedilen özellikleri de kendilerinde toplayacaklardır. İnançsızlığın Batı'da, "marjinal bir tavır olmaktan çıkıp hakim kültürel ses olmaya başladığı" bu 200 yıl boyunca din/ruhban karşıtı hareketin kendi azizleri, kendi ritüelleri, kendi eskatolojisi oluşacaktır. Zaten biraz da bu yüzden Adorno ve Horkheimer'a göre Aydınlanma "tektanrıcılığın sekülerleşmiş biçimidir" Bu süreci takip etmek için Aydınlanma'nın en din karşıtı renge büründüğü ülkeye, Fransa'ya yoğunlaşmak doğru olur.