1793 sonbaharından itibaren, özellikle Terör ile birlikte şiddet etkisini arttırır (tüm dönem boyunca yaklaşık 3.000 rahip giyotine gönderilecek, bütün Kilise topraklarına el konulacaktır) ve Katoliklerin yanı sıra Protestan ve Yahudileri de hedef almaya başlar. Şiddet aslında bir başka şeyin ifadesidir; maneviyat dünyasında bir değişim olmaktadır. Artık yeni bir din, tüm özellikleriyle ("dogmalar, bayramlar, mitoloji, azizler, tapınaklar... ") birlikte ortaya çıkar. Bu seküler din, Notre Dame Katedrali'ndeki akla tapınma ayini"yle zirvesine ulaşır. Notre Dame'daki ayinden üç gün önce, Paris Katolik Piskoposu, "Hürriyet ve kutsal eşitliğe ibadetten başka hiçbir toplu ibadetin artık kalmaması gerekir" açıklamasıyla, Hıristiyanlıktan irtidat eder. Artık "Akıl Dini", kendini dayatmaktadır. Hebert-Chaumette grubunun kanatları altında gelişen "Akıl Dini"nin uygulamaları arasında, Fransa'daki birçok kiliseyi "Akıl Tapınakları"na çevirmek de vardır. Notre Dame'daki bayram esnasında kilisenin altarı yerine bir özgürlük altarı konacak, katedralin kapılarına "Felsefeye" yazısı kazınacak ve canlı bir kadın tarafından temsil edilen "Akıl Tanrıçası" sahneye çıkarılacaktır. Hebert-Chaumette grubunun önde gelen isimlerinden Anacharsis Cloots seremoniyi şöyle özetler: "Tek bir Tanrı var, Le Peuple [Halk]" Sonrasında bu seremoniyi, taşradaki pek çok benzeri takip eder. Uygulandığı her yerde, temel senaryo az çok aynıdır; buna göre: "Bir kadın, fanatizm karşısında galip" gelir, "onun nurani ortaya çıkışı, gölgelerin ve canavarların kaçmasına" sebep olur. Sahnelenen bu oyun, "sonraları 'Akıl Dini' denilecek şeyin kalbini" oluşturan şeydir. Bu yeni seküler dinin ömrü çok uzun olmaz. Ateist Hebert-Chaumette grubu ile deist Robespierre'in gireceği iktidar mücadelesi, ilk grubun giyotine