Hüseyin Aycan

19. yüzyıl, ideolojilerin doğduğu yüzyıldır ve tüm seküler ideolojiler az çok din ikamesi vazifesi de görürler.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Feuerbach'a göre Tanrı'yı icat eden insanın kendi duygu ve özlemleridir (projeksiyon). Din, yabancılaşmış insan bilincidir. Bu sebepten dolayı, din bize aslında Tanrı hakkında bilgi vermez, ama bunun yerine kendimiz hakkında bilgi sağlar. Yani teoloji aslında antropolojiye indirgenebilir. Bu noktada kalmayan Feuerbach, Comte gibi, Tanrı yerine "insanlık"ı bir kült objesi haline getirir. Hümanistik teoloji olarak da adlandırılan bu görüşe göre, teslisin yerini, insanların üç özelliği alacaktır: akıl, irade ve aşk.
Siyaset biliminde "siyasal din" kavramı daha dar bir anlamda kullanılmakta ve az çok "totaliter" rejimlerle özdeş kılınmaktadır.
Durkheim, toplumların dayanışmayı sağlama aracı olarak dine ihtiyaç duyduklarını savlar. Oysa modern dünyada, tarihsel dinin yerine aynı rolü, "bayraklarla, milli marşlarla, milli bayramlarla" ve benzer pek çok unsurla oynayan ve din ile devlet arasındaki bağlantıyı sağlayan yeni bir gerçeklik vardır. Bu noktadan yola çıkarak sivil din kavramını tekrar akademik tartışmanın odağına oturtan isim Bellah olur. Bellah'a göre sivil din temelde, "her halkın hayatında bulunan ve toplumların kendi tarihsel deneyimlerini, onun vasıtasıyla aşkın gerçekliğin ışığında yorumladıkları dini boyuttur." Bununla beraber Bellah'ın tarif ettiği sivil din (tıpkı Durkheim'ın anladığı gibi) temelde aşağıdan yukarıya doğru oluşan bir fenomendir. Oysa Rousseau'nun önerdiği "sivil din", yukarıdan aşağı empoze edilen bir inançtır. Durkheimci "sivil din" entegrasyonun ve beraber çalışmanın peşindeyken, Rousseaucu "sivil din" sadakati ve tam bağlılığı talep eder. Öyleyse denilebilir ki, Durkheimcı "sivil din" daha çok bir "kültür" iken, Rousseaucu "sivil din" bir ideolojidir.
Seküler dinin oluşumunda, devrimcilerin kendilerine örnek aldıkları taslağın, daha Aydınlanma döneminde yazılmış olmasının da payı büyüktür. Taslak Rousseau'ya aittir ve getirdiği öneri de bir "sivil din"in kurulmasıdır. Sivil din kavramını Rousseau, Toplum Sôzleşmesi'in 4. kitabının 8. bölümünde anlatır. Temelde Rousseau'nun önerisi, kilisenin aşkınlığını, devletin aşkınlığına devretmektir. Böylece uygulanan inanç sivil bir din haline gelecektir.