Hüseyin Aycan

Dini duygunun tekrarlı ve sürekli oluşunu tarihten öğrenmek mümkündür. Tarih öncesi dönemlere dönecek olursak, arkeoloji ve prehistoire (tarih öncesi) bize göstermektedir ki, insanla ilgili olan her türlü eserde tapınmanın izleri bulunmaktadır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kur’anın ifadesiyle din, insanın fıtratı, yazgısı ve yapıtaşında bulunan bir şeydir.
Dinsel Duygu, İçgüdüsel Bir Duygudur. Dinsel duygu ve eğilim insan iradesi ve düşüncesinin yaratması/ürünü olmayıp içgüdüsel bir eğilimdir.
Modern kültürle birlikte eski kültürümüze ait bir çok meziyetleri de kaybetmiş bulunuyoruz. Bunun nedeni, halihazırdaki sistemin aynen Avrupa’dan alınmış olmasıdır. Örneğin İran’da, yüzyılların tecrübesini bir kenara bırakarak üniversiteler kurdular. Bu sistemi kopya edenler, geçmiş kültürümüzün tecrübelerinden, manevi birikiminden hiç bir nasibi olmayan tahsilliler veya yarı tahsilli, Fransız taklidçisidirler. Sanki kültüre henüz kavuşmuş bir ülkede yaşıyorlarmış gibi, üniversitelerimizin programlarını aynen Avrupa ülkelerinden kopya etmişlerdir.
Anlamsal derinlik, bizim derinleşmedeki gücümüze bağlı olan bir şeydir. Mesela “olgun insan, sağa sola sapmaksızın dosdoğru giden ve adaletli davranan kimsedir” dediğimizde, bu kelimenin ifade ettiği anlam açık olmakla birlikte, bu sözü dinleyenlerin onu anlama dereceleri birbirinden farklı olacaktır. Keza “...doğu da, batı da Allah'ındır.” ve ”sizi vasat bir ümmet kıldık.” ayetlerinin anlamını her müfessir anlamasına rağmen hepsi de kendine özgü bir anlam derinliği ile buna anlam verecektir.