Hüseyin Aycan

Anadolu insanı bütün arınmışlığına karşın, karanlıktır, bilgi ışığına, öğrenme aydınlığına kapalıdır. ister cağlar boyu süren ağır baskıların, sömürülerin, ister uzun süre uygarlıktan uzak bırakılmanın sonucu olsun ışığa güç alışan bir varlıktır Anadolu insanı. Bunda geleneğe bilinçsizce sarılmanın, inançları bir yaşama ilkesi olarak anlamanın, geleceğe korku ile bakmaktan kurtulamayışın etkileri büyüktür.
Reklam
Anadolu insanı hangi tarih koşulları altında olursa olsun büyüye inanan, onu yaşamıyla blrleştiren, böylece geçmişi sırtında taşıyan bir varlıktır. Taşıdığı yükün ne ağırlığını duyar, ne de sorumluluğunu bilir.
Büyü, kişinin gönül eğlendirmek İçin başvurduğu bir araç değil, güçsüz kaldığı olaylar karşısında direnebilmek için aradığı bir dayanaktır.
Büyü için tinin varlığını benimseme gereklidir, bütün olay bu benimseyişle başlar. Tinin varlığını benimseme sağlam bir tabana oturtulunca büyücünün işi kolaylaşır. Parapsikoloji'nin, metapsişiklerin yaptığı bütün soyut deneyleri büyücü de yapar, yalnız onun kullandığı araçlar, öyle gelişmiş bir bilim ürünü değil, ilkeldir. Olaya tinin varlığıyla başlanır. Nitekim metapsişik sözü de «ruhötesi» demektir ki bu tinin varlığını benimsedikten sonra «ötesi»ne geçme işlemidir. Peki «ruh» gerçekten var mı ki, ötesi de olsun? Ruh varsa önce kendini görelim de ötesine sonra geçeriz. İşte büyücünün de, metapsişik ya da parapsikoloji uzmanlarının da karşılık bulamadıkları yoğun soru budur.
İnanmayan kimseyi büyünün en güçlüsü bile etkileyemez.
Reklam