Türklerin, İspanyolların ve diğerlerinin imparatorluklarında da görüldüğü gibi, bir devlet çok büyük bir güce erişti mi, çok geçmeden, sele neden olan, taşmış bir nehre benzer. Düşünün: Dünya barbar uluslarla değil de aksine (günümüzde Tatarlar dışında neredeyse her ulusta görüldüğü gibi) ailesine bakmanın ve geçimini sağlamanın bir yolunu bulmadan bir eş edinmeyen ve çocuk sahibi olmayan, daha medeni insanlarla dolduğunda, kitlelerin taşkınlığı ve göçü gibi bir tehlike söz konusu olmaz.
Süleyman der ki, yeryüzünde yeni hiçbir şey yok. Nasıl ki Platon tüm bilginin anımsamadan başka bir şey olmadığını düşünmüşse, Süleyman da her yeniliğin aslında unutmadan başka bir şey olmadığını söylemiştir.
Güzel söyler Seneca: Öfke bir şeyin üzerine düşerken kendisini de parçalayıp un ufak eden göçüğe benzer. Kutsal Kitap cesaretlendirir: Yaşamımızı sabırda kazanalım. Hiç kuşku yok ki, sabrı tükenmiş bir insan yaşamını da elinden kaçırmış demektir.